V.İ. Lenin

22 Nisan 1870’te Ulyanovsk'ta doğan Lenin, Rusya'da özgür evrensel eğitim için mücadele veren devlet memuru İlya Nikolayeviç Ulyanov (1831-1886) ile liberal görüşlere sahip Maria Aleksandrovna Ulyanov'un (1835-1916) oğludur. Lenin’in kökenleri Kalmuk, Rus, Alman, Yahudi, ve İsveç halklarına dayanır. Lenin’in Rus Ortodoks Kilisesi'nde vaftiz edildiği de bilinmektedir. 1886 yılında babası beyin kanamasından öldü. 1887'de ise abisi Aleksandr Ulyanov Rus Çarı III. Aleksandr'a suikast eylemine katılması iddiası nedeniyle asılmıştı. Abisi Aleksandr tutuklandığı sırada yanında bulunan kız kardeşi Anna, Karzan yakınlarındaki küçük Kokuchkino kasabasına sürülmüştü.Lenin’in yaşadığı bu trajediler Lenin'in radikalleşmesinde etkili olmuştu.Lenin Marksizm ile öğrencilik yıllarında  tanıştı. Öğrenci gösterilerine katıldı ve sonunda tutuklandı. Bu tutuklanma, Kazan Üniversitesi'nden atılmasına neden oldu. 1891 yılında avukatlık yapmak için lisans aldı. Latince , Yunanca, Almanca , İngilizce ve Fransızca’yı kendi çabalarıyla öğrendi. Komünist Manifesto'yu da ilk kez Lenin’in  Rusça'ya çevirdiği de iddia edilmektedir.

Lenin, Samara’da 2 yıl çalıştıktan sonra 1893 yılında St. Petersburg’a yerleşti. Burada devrimcilik ve Marksizm üzerine kendisini geliştirmeye yoğunlaştı. 7 Aralık 1895'te tutuklandı. 14 ay hapis yattıktan sonra Sibirya’daki Shushenskoye köyüne sürgüne yollandı.
Temmuz 1898’de devrimci  Nadejda Krupskaya ile evlendi. 1900 yılında cezasının sona erdi.  Rusya’da ve Avrupa’nın çeşitli şehirlerinde çalıştı. Viyana, Cenevre, Prag , Zürih, Münih, Manchester ve son olarak ta Londra’da bulundu. Sürgünde iken Julius Martov ile Iskra gazetesini kurdu. Devrimci eylem üzerine makaleler ve kitaplar yazdı ve yazarken her kitap ve makalede farklı adlar kullandı ve son olarak “Lenin” takma adını benimsedi.
Rusya Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nde (RSDİP) aktif görevlerde bulundu. 1903 yılında yazdığı “Ne yapmalı?” adlı kitapçığın etkisiyle Bolşevik Partisinde önemli bir yer edindi. Bu arada RSDİP  radikal Bolşevikler (çoğunluk) ile ılımlı Menşevikler (azınlık) olarak iki ayrı grup olarak ayrılmışlardı. Lenin, 1906 yılında RSDİP’nin başkanlığına seçildi ancak suikast tehditleri ve istihbaratları nedeniyle tedbir olarak 1907 yılında Finlandiya’ya geçti. 1912’de Prag Parti Konferansı ve 1915’de Zimmerwald Konferansı gibi önemli sosyalist toplantılara ve eylemlere katıldı.

1914 yılında I. Dünya Savaşı başladığında, Avrupa’nın bir çok  sosyal demokrat (Marksizmi benimsemiş olan) partisi, hiç beklenmedik bir şekilde mensubu oldukları devletlerinin içine girdiği emperyalist mücadelelerini ve silah harcamalarını destekledi. Lenin bu durumdan rahatsız oldu ve savaşı destekleyen partilerden oluşan İkinci Enternasyonal’den ayrıldı. Bunun nedenini Lenin’in bu savaşı “emperyalist bir savaş” olarak görmesi ve bu savaşın “sınıflar arası bir mücadele” haline gelmesi gerektiğini düşünüyordu.

I. Dünya savaşı’nda zor duruma düşen ve zayıflayan Çarlık Rusyası’nın 1917’de Şubat devrimi (Burjuva demokratik devrimi) ile Rus Çarı II. Nikolay’ın  devrilmesiyle Lenin Rusya’ya hareket etti. Ancak Bu yolculuk Almanya Hükümeti’nin desteğiyle olmuştu.  Almanya süren savaş nedeniyle Lenin’in yolculuğunu garanti altına aldı Çünkü Rusya’nın savaştan çekilmesi demek, Almanya’nın  doğu cephesinin kapanması demekti Nisan 1917’de Petrograd’a  ulaşan Lenin, burada “Nisan Tezlerini” yayınladı. Bu yayın sayesinde Bolşeviklerin önderi durumuna geldi. Lenin,  Bolşevik Partiyi ideolojik açıdan katı sosyalist bir yapı haline getirerek  bununla birlikte diğer yapı ve kurumlarla uzlaşmaz bir tavır sergileyerek çok koalisyonlu yeni hükümete karşı kesin bir tavır aldı. Bu durum önce Bolşevik Parti’nin aleyhine gibi görünse de bu taktik Şubat Devrimi’nden hayal kırıklığı duyanların  toplandığı bir merkez haline gelmeye başladı. Lenin’in bu yeni hükümeti desteklememesi, muhalifleri ve hükümet üyeleri tarafından Almanların ajanı olarak suçlanmasına yol açtı. Bu karalama kampanyasına karşı en sert cevabı  aslında bir Menşevik üyesi olan Leon Troçki verdi. Troçki’nin Duma’da 17 Temmuzda yaptığı Lenin ve Bolşevik yanlısı konuşması sayesinde Lenin bu baskıdan büyük oranda kurtuldu ve bundan sonra Lenin ve Troçki’nin işbirliği uzun yıllar devam etti.

Aynı günlerde Lenin, bir Bolşevik ayaklanması düzenledi ancak bu başarısız oldu ve güvenlik nedeniyle Finlandiya’ya gitti. Ekim ayında geri döndü ve burjuva hükümetine karşı “Sovyetler iktidara” sloganıyla silahlı bir devrimde önderlik yapar. Hükümet hakkındaki düşüncelerini  “Devlet ve Devrim” adlı makalesinde  belirtmiştir. Bu makalede işçi egemenliğine dayalı bir “Sovyet hükümeti”nden bahseder.

Bu kez devrim gerçekleşmiştir ve Bolşevikler, halkın geniş desteğiyle iktidarı ele geçirmişlerdir. Halkın geniş destek sağlamasının öncelikli nedenleri arasında işçi ve köylü egemenliğinin yoğun şekilde propaganda yapılması ve Şubat devrimi’ni gerçekleştiren burjuva demokratik hükümetinin ilk zamanlardaki halk desteğine rağmen vaatlerini yerine getirememesiydi.

Lenin, 8 Kasımda Rus Sovyet Kongresi tarafından Halk Komiserleri Konsey Başkanı seçildi.
Lenin’in ilk amacı elektrik teknolojisinin ülkenin her yerleşim merkezine kadar ulaştırılmasını sağlamaktı. Böylece tarım ve sanayinin gelişmesi için gerekli alt yapılar hazırlanmış olacaktı. Bununla birlikte toplumun geri kalmışlığını gidermek ve kırsal kesim ile şehirli kesim arasındaki uçurumları ortadan kaldırmak için gerekli önlem ve eylem projelerini öncelikle hayata geçirmişti. Etkin ve ücretsiz sağlık sisteminin  kurulması, kadın haklarının  eşitliğe dayalı yeniden düzenlenmesi ve eğitim hakkının herkese eşit ve bilimsel olarak verilmesi gibi bir çok projenin hazırlığını yaptı. Ancak bu projeleri hayata geçirmenin tek yolu I. Dünya Savaşı’ndan çekilmekti.  Sovyetler savaştan çekildi ancak ülke batısında büyük oranda toprak kaybına uğradı.3 Mart 1918'de Brest-Litovsk Antlaşması’nı imzalayan Lenin, Rusya’yı I. Dünya Savaşı’ndan çıkardı.

Lenin’e muhalif olan parti ve gruplar planlı bir şekilde siyasal ortamdan çıkarıldı ve kurumlar içinde bulunan ajan ve  karşı devrimcilerin sürekli sabotajlarından dolayı iç savaşlar bahane edilerek Sovyet Kongreleri dağıtıldı.Bolşevikler, Sosyalist Devrimci Parti’nin sol kanadıyla birlikte bir koalisyon hükümeti kurdu.  Sosyalist Devrimci Parti’nin Brest-Litovsk antlaşmasına karşı çıkmasından dolayı koalisyon bozuldu. Ülke içinde muhaliflerin artmasından dolayı ve Bolşevikleri devirme planlarının ortaya çıkmasından sonra Lenin muhalif partilerin bazı üyelerinin hapsedilmesini  içeren bir kararname çıkartmıştı.

1918’in başlarında Lenin, iş kuruluşlarında idareci pozisyonunda bir yöneticinin atanmasını sağladı. Bu idareciliğin amacı iş yerlerinde işçilerin verimliliğini artırmaktı. Bu teşkilatın varlığı Bolşevik parti içinde “işçi iktidarı” hassasiyeti konusunda muhalefetlere neden olmuş ancak Lenin, her iş kuruluşunun başına bir kişinin geçmesini  ve demokratik kurallara göre kuruluşu yönetmesi gerekliliğini savunmuştu. Zaten tüm sanayinin İşçi devleti’nin  bir parçası olduğunu ifade etmişti. Lenin, Bolşevik hükümetinin muhalifler tarafından veya ajanların saldırılarına uğramasını engellemek ve olası saldırı planlarını önceden bozmak için ÇEKA adlı gizli polis teşkilatını kurdu.

Suikast girişimleri
14 Ocak 1918 günü Bir mitingden dönen Lenin ve Fritz Platten aracın arkasında otururken kendilerine ateş edilmeye başladı. Suikast girişiminde sadece Platten elinden hafif bir yara aldı. Bu ilk suikast girişiminden Lenin yara almadan kurtulmuştu ancak  30 Ağustos 1918’de Lenin, Sosyalist Devrimci Parti üyesi Fanya Kaplan tarafından tabanca ile  omzundan ve akciğerine isabet eden kurşunlardan ağır şekilde yaralandı. Başka suikastçıların olmasından kuşkulana Lenin hastanede tedavi olmak istemedi. Kremlinde tedavi edilen Lenin’in kurşunları vücudundan çıkarılamadı. Bu nedenle sağlığı ilerleyen yıllarda devamlı kötüleşmeye başladı. Bu suikastın ardından Bolşevik parti, muhaliflere karşı daha sert önlemler aldı ve bu önlemler sonucunda çok sayıda  muhalif öldürüldü yada çalışma kamplarında sürgüne gönderildi. Bu siyasi karışıklıktan dolayı sanayi üretiminde azalmalar ve ekonominin bozulması gibi olumsuz durumlar gelişmeye başlamıştı. Sonuç kıtlıktı.

Rusya Komünist Partisi ve iç savaş
Lenin’in önderliğindeki Bolşevik parti 1919 Mart’ında dünyanın bir çok yerinden gelen devrimciyle iş birliğine girerek Komünist Enternasyonali kurdu. Böylece kendilerini “sosyalist” olarak tanımlayan gruplardan ayrışılmış olunuyordu. Bolşevik Partinin adı önce "Rusya Komünist Partisi" daha sonra da "Sovyetler Birliği Komünist Partisi"  olarak değiştirildi.
Rusya’da iç savaş  1920’nin ortalarına kadar sürdü. Bu savaş sonucunda Çarlık yanlısı beyaz ordu , Rusya Komünist Partisi’nin  Leon Troçki tarafından yönetilen Kızıl Ordusu tarafından ortadan kaldırıldı.
Lenin, ülkeyi iç savaştan çıkarır çıkarmaz yüzünü Avrupa’ya döndü. Almanya’da devrimin sürmesi ve Rosa Luxembourg ve Karl Liebknecht’in  kurduğu Spartaküs Birliği’nin güçlenmesini destekleyen Lenin,  Avrupalı Komünistlerle birleşmek için Polonya’yı işgal etmek istiyordu ancak Kızıl Ordu’nun Polonya’ya yenilmesinden dolayı bu amacını gerçekleştiremedi.
1920-1921 yıllarında, Rusya Federasyonu, Ukrayna,  Azerbaycan, Gürcistan, Ermenistan ve Beyaz Rusya arasındaki bağlar henüz netleşmemişti. Lenin bu birliğin sosyalist, enternasyonalist ilkelere uygun şekilde gönüllülük yolu ile belirlenmesini istiyordu. Ancak Komünist parti içindeki Rus milliyetçiliği, bu birleşme sürecinde büyük bir engel teşkil ediyordu. Lenin, ulusal sorunların bastırılmasından çok, çözümlenmesi taraftarı olduğunu ileri sürerek bu milliyetçilik dalgasının önüne geçmeye çalışmıştır. Yaşanan iç savaşta ulusal hassasiyetlerin görülmemesi savaşın büyümesine neden olduğu bu şekilde anlaşılmıştı.
Lenin, bu süreçte Sovyet projesinin Rusya Federasyonu’na katılma biçiminde değil, eşit cumhuriyetlerin birleşmesi biçiminde olması gerektiğini vurgulamıştır. Bu şekilde diğer cumhuriyetlerde iktidar olan komünist partilerin Sovyetlere katılımı daha kolay olmuştur. Ancak Lenin hastalığı nedeni ile bu dönemde yeterince siyasal gelişmelere hakim olamamış, Stalin’in Sovyetleri kendine merkez yapacak şekilde  örgütlemesine engel olamamıştır. Lenin’in Stalin, Troçki ve Konsey’e yazdığı mektuplardan açıkça anlaşılmaktadır ki, 1922’den itibaren Stalin, Lenin’e karşı içten içe gücü ele alma politikası yürütmektedir.
1921 Mart’ında Kronstadt’da denizcilerin isyanı üzerine Lenin, politikasını sanayii ve tarımı yeniden yapılandırmak için Yeni Ekonomi Politikası’nı  (NEP) yürürlüğe soktu . Kapitalist ülkelerle ticaret  yapılabilmesini ve bu ülkelerden teknoloji transferinin sağlanmasına yönelik politikaları içeriyordu.
1922 yılının Mayısında geçirdiği ilk felç yüzünden vücudunun sağ tarafı kısmen  felçli kaldı. Aralık ayında geçirdiği İkinci felçte aktif politikadan çekilmek zorunda kaldı. 1923 Martta ise geçirdiği üçüncü felçte  konuşma yeteneğini kaybetti. Lenin 24 Ocak 1924’te öldü.

Lenin, ölmeden önce yazdığı vasiyette , Stalin’i şiddetli bir şekilde eleştiriyordu. 1922 Nisanından beri Komünist Parti Genel Sekreteri olan Stalin’i Sovyetler için bir tehdit olarak görmüş ve onun görevden uzaklaştırılmasını istemişti.

Lenin öldükten sonra eşi, 1924 Mayıs’ındaki 13. Parti Kongresi’nde okunması için Lenin’in Vasiyetini merkez komiteye gönderdi ancak vasiyetin içeriğini beğenmeyen Stalin ve diğer yetkili üyeler, Lenin’in son dönemlerinde geçirdiği rahatsızlık nedeniyle akli dengesinin yerinde olmadığını, bu nedenle vasiyetinin dikkate alınmaması gerektiğini savunmuşlardır. Böylece Vasiyet resmi kurumlarda Stalin’in yönetim dönemi boyunca ülke içinde okunmamıştır.