ANGOLA İÇ SAVAŞI

1975'te Portekiz, Angola’dan çekilince ülke 3 ayrı örgüte kaldı. 2002 yılına kadar sürekli birbirleriyle savaş içinde olan  bu örgütler Birleşmiş Milletler kayıtlarına göre geride 500.000 ölü ve 4 milyon mülteci bıraktı.  Bu üç grubun herhangi bir ideolojik ilkesi yoktu. Feodal bir yapıda olan bu örgütler çıkarlarına göre gerek batıdan, gerekse Sovyetlerden yardım istemekten çekinmiyorlardı. Bu  ilkesizlik, örgütleri ABD’nin ve Sovyetlerin maşası haline getirmişti. Sovyetler MPLA’yı destekledi, CIA ise gruplar içerisindeki en kanlı örgüt olan Jonas Savimbi liderliğindeki UNITA’yı destekledi. Henry Kissinger, Şili’deki müdahalesi gibi Angola için de  CIA’yi sorumlu olarak atamıştı. Kissinger, Vietnam’daki hezimetlerinin ardından  prestijleri için bir başarı elde edilmesi gerektiğini savunuyordu. Angola’nın “demokratikleştirilmesi” ve pazarının liberalleşmesi için müdahalenin gerekli olduğunu savunuyordu. Halbuki, Angola’nın önemsenecek nitelikte pazarı veya doğal kaynağı bulunmuyordu. Amaç sadece bir güç gösterisi yapmak ve bölge ülkelerine bir gözdağı vermekti.

CIA, UNITA’ya  ciddi miktarda silah ve para yardımı yapmıştı. Yoğun fakirliğe rağmen, silah cenneti olan bu ülke artık geri dönülemeyecek bir toplumsal yıkımın eşiğindeydi. ABD’nin desteğiyle Güney Afrika’dan paralı askerler bile getirilmişti. Buna karşılık, Küba’dan da MPLA’yı desteklemek için gönüllü devrimciler de Angola’ya gelmişlerdi.  Güney Afrika’nın bir başka amacı da, siyah çoğunluğun Angola’daki iktidarını engellemek ve savaşın sürmesini sağlayarak istikrarsızlıktan doğacak boşluklardan yararlanmaktı. ABD’nin, Güney Afrika’nın yanında olmasının açığa çıkmasıyla Siyah Afrikalıların ABD’yle olan ilişkilerini negatif yönde etkilemişti.

MPLA,  bu iç savaşta avantajlı durumdaydı ve halkın çoğunluğunun desteğini almıştı. ABD artık UNITA’dan desteğini 1993’te kesti  ve bundan sonra UNITA etkisizleşmeye ve güç kaybetmeye başladı. Nihayet Nisan 2002’de UNITA ile hükümet arasında antlaşma sağlandı ve iç savaş resmen sona erdi.

Savimbi, MPLA karşısında seçim hezimetine uğrayınca, yine CIA'nın desteğiyle savaş başlattı. Nihayet 1993'te, ABD Savimbi'den desteğini çekerek MPLA hükümetini tanıdı; ancak savaş hâlâ sürüyor. O güne kadar 300 bin Angolalı öldü, 80 bini sakat, 50 bini yetim kaldı; maddi zarar ise 50 milyar doları aştı.

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün raporuna göre, BM Angola’da çıkan iç savaşın ardından ülkedeki açlık ve ciddi insan hakları krizini engellemede başarısız oldu. BM bu görev için 1,5 milyar dolar harcadı, ancak harcamaların tümü boşa gitti. İç savaşta 500 binden fazla kişi öldürüldü, 100 binden insan sakat kaldı.