ÇİN - SSCB GERİLİMİ

Çin Halk Cumhuriyeti (ÇHC) ile Sovyetler Birliği arasındaki ilişkiler , Mao’nun komünist ÇHC’ni  kurmasıyla başlamıştır. 2 Ekim 1949’da başlayan ilk diplomatik ilişkiler sonucu ortaya konulan ideolojik ve stratejik görüşlerin birbirlerine paralel olması,  her iki ülke arasındaki işbirliğini en üst seviyeye taşımıştır. Stalin ve Mao’nun önderliğindeki bu ilk stratejik ilişkiler kendi açılarından uyumlu ve yararlı bir süreç oluşmasını sağlamıştı. 1950’de SSCB ile ÇHC arasında savunma paktı imzalanarak askeri işbirliklerini de en üst seviyeye çıkardılar. Bu dönemde emperyalistler ile komünistler olmak üzere 2 ayrı kutbun oluştuğu global bir durum söz konusuydu.

1960’ların başında Sovyetler Birliği’nin iç ve dış politikalarını ideolojik açıdan tasvip etmeyen Mao, görüşlerinin ayrışmasını engellemek üzere bir süre mektup diplomasisi yürüttü. Ancak bu diplomasi birbirlerini karşılıklı olarak suçlama , oportünistlikle ithaf etme ve daha bir çok gerilimi arttıracak bir ilişki düzeyine ulaşmıştı. Temmuz 1963’te mektup diplomasisinin içeriği açığa çıktıktan sonra, suçlamalar artık kamuoyu önünde alenen sürmekteydi. Ayrıca Hindistan ile ÇHC arasında çıkan çatışma sırasında, SSCB, açıkça Hindistan’ı desteklemişti. Bu dönemden sonra iki ülke arasında ciddi bir güven bunalımı ortaya çıktı. 1969’da iki ülke arasında  cereyan eden sınır çatışması ile gerilim en üst seviyeye çıktı. Japon denizine dökülen Ussuri Nehri üzerindeki 175 kilometrekarelik Ussuri Adası’da çatışmaya neden olan bir bölgeydi. Bu gelişmeler ardından SSCB, ÇHC sınırındaki asker sayısını 5 katına çıkardı ve nükleer füze taşıyan deniz altılar ve savaş uçakları taşıyan bir deniz filosunu Çin Denizine yakın bir bölgeye gönderdi. ÇHC, SSCB’nin agresif manevralarından dolayı batı ülkeleri ile ilişkilerini yumuşatma zorunluluğu hissetti.

1980’lere kadar süren bu gerginlik, iki ülkeye de yarar getirmediği, aksine uluslararası güç dengesi içerisinde zayıfladıklarını ve etki güçlerinin azaldığını fark ettiler. İki ülke arasında yapılan görüşmeler neticesinde sınırdaki askeri güçlerin yine 1969 öncesindeki seviye getirilmesinde anlaşmaya varıldı. 1980’lerden sonra ilişkiler düzelmeye başladı ancak asla 1950’lerin başındaki düzeye ulaşamadı.  1989 yılında Deng - Gorbaçov arasında yapılan ikili görüşmeler ile gerilim, resmi boyutta sona ermiş oldu. 1991 yılında (SSCB’nin dağılmasından hemen önce) sınırların belirlenmesi konusunda yapılan görüşmeler olumlu sonuç vermiş ve bu konudaki pürüzler giderilmişti.