DOĞU ALMANYA İŞÇİ AYAKLANMASI
Doğu Almanya’da hem askeri hem de siyasi ağırlığını iyice yerleştiren Sovyetler Birliği, buradaki iradeciliği yoğun bir bürokratik bataklığa çevirmişti. Öncelikle ağır sanayiinin sökülüp Rusya’ya götürülmesi, Alman işçileri tarafından tepkiyle karşılanmıştı. Ancak içlerinde bulundukları durum ve üzerlerindeki yoğun Stalinist baskıdan dolayı haklarını arama yoluna bile girememişlerdi. Stalin, Almanya Komünist Partisi’nin savaş öncesi yöneticilerine ve onun yandaşlarına güvenmediğinden, kendi okullarında yetiştirttiği tecrübesiz genç komünistleri bu mevkilere yerleştirdi. Tasfiyeciliğin yoğunluğu ve buna paralel olarak, “Troçkist” veya “Titocu” gibi suçlamalarla ciddi bir siyasi istikrarsızlık hüküm sürüyordu Doğu Almanya’da. Özellikle işçilere yönelik çalışma koşullarının da ağırlaştırılması, sistemi proletarya iktidarlığından Bürokrasi diktatöryasına çevirmişti. Bu bürokratik yapı gerçekten de dördüncü enternasyonalin tanımladığı gibi “yozlaşmış işçi devleti” durumuydu. İşçilerin kendi demokratik inisiyatifleri böyle bir sistemde söz konusu olamadı.
Dördüncü Enternasyonal’de yaşanan bölünmeden bir süre önce, Doğu Almanya’da işçiler ile Stalinist bürokrasi arasındaki çatışma en yüksek noktasına ulaştı. 16 Haziran 1953’te (Stalin bu tarihten üç ay önce ölmüştü) Doğu Berlin’deki inşaat işçilerinin bir bölümü, sürekli olarak artırılmakta olan iş yüküne karşı, kendiliğinden gelişen bir gösteri düzenlediler. Kısa bir süre içinde 10.000 işçi daha bu protestolara katıldı. Ertesi gün, bütün Doğu Almanya’da, yüz binlerce işçi greve gitti. İşçiler sadece eski çalışma koşullarına geri dönmeyi değil, fakat aynı zamanda hükümetin istifasını ve serbest seçimlerin yapılmasını da talep ediyorlardı. Halle, Merseburg ve Magdeburg ’da grev komiteleri şehirlerin denetimini geçici olarak ele geçirdi ve siyasi mahkumları serbest bıraktı.
Stalinist egemenler ve Sovyet işgal güçleri isyanı kaba kuvvet kullanarak bastırdılar. Savunmasız işçilere karşı tanklar gönderildi.Yüzden fazla insan öldürüldü. Yüzlerce işçi tutuklandı ve yıllarca hapiste kaldı. Greve önderlik eden altı kişi ölüme mahkum edildi.