YUNAN İÇ SAVAŞI
Yunanistan’da iç savaş, Osmanlı İmparatorluğundan bağımsızlıklarını ilan etmelerinden itibaren başlamıştı aslında. Bazı dönemlerde ülkenin sakin olmasına rağmen, ülkenin hassas dengeler üzerine kurulmasından dolayı şiddetli çatışmalar yoğunluktaydı. Yirminci yüzyılın Yunan iç savaşı 1941’de Almanların Yunanistan’ı işgali ve Yunan Hükümeti’nin yurt dışına kaçmasıyla başladı. Nazi işgaline karşı ilk direnişi Komünist Parti’nin (KKE) başı çektiği Ulusal Kurtuluş Cephesi (EAM) düzenledi. EAM’ın sürdürdüğü mücadele dışında , subaylardan ve köylerin ileri gelenlerinden oluşan ELAS adlı örgüt çok daha etkili bir mücadele sergiledi. Yunan yurtseverliğini ön plana çıkaracak argümanlarla köyleri ve dağlarda bulunan eşkıyaları örgütlediler. Farklı tarzlarla direnişi sürdüren bu örgütler EAM-ELAS olarak ortak iradelerini ve güçlerini birleştirdiler. Bu çatı örgütü, köylerde iç mekanizmayı ve irtibatı sağlayacak ağları kurdular, düzenli asker alımı yaptılar, ve bu uygulamaları halk iktidarının temsil etdiği şekilde seçimle ve oylamalarla düzene koydular. Modern Yunan Demokrasisi, kurtuluş mücadelesinde yeniden hayat bulmuştu.
EAM-ELAS, Nazilere ve onların içteki destekçilerine karşı mücadelede parlak zaferler kazanırken karşılarına General Napoleon Zervas’ın kurduğu milliyetçi EDES (Yunanistan Demokratik Ulusal Birliği) çıktı. Nazi işgaline karşı direniş sırasında EAM-ELAS ile EDES arasında şiddetli bir iç savaş yaşandı. Nazilerin, Sovyetlere karşı aldığı yenilgilerden dolayı Nazilerin Yunanistan’da etkisi kalmamıştı ve bu bölge Britanya'nın kontrolü altına girmişti. Britanya, Milliyetçi EDES’i meşru hükümet olarak gördü ve yoğun baskılar neticesinde EAM-ELAS 1945’te Varkiza Antlaşması kapsamında silahsızlandırıldı. Halbuki EAM-ELAS kitleler tarafından desteklenen bir örgüt olmasından dolayı bu dengesizlik yine çatışmalara yol açtı ve neredeyse Yunanistan’ın tamamı EAM-ELAS grubunun yönetimi altına girdi. Ve EAM-ELAS, fiili bir demokratik hükümet haline geldi.
Yunanistan’ın da komünistlerin etkisi altına girmesini istemeyen Britanya, yeniden komünistleri silahsızlandırma ve iktidarı milliyetçilere verme yoluna gitti. Ancak Komünist Parti’den Markos Vafiadis ve onu destekleyenler ülkede komünist bir iktidar kurmak amacıyla tüm muhaliflere ve Britanya müdahaleciliğine karşı bir direniş ordusu kurdu. Demokratik Yunan Ordusu (DAG) olarak bilinen bu ordu yaklaşık 30.000 partizandan oluşuyordu. Bu kez iç savaş çok daha kanlı ve yıkıcı oldu. Britanya, II. Dünya savaşından büyük zarar gördüğünden Yunanistan’ı ve Akdeniz bölgesindeki kontrolünü daha fazla elinde tutamayacağını ilan etti. İşte bu dönemde ABD Başkanı Harry Truman, komünizmin yayılmasını tehlike olarak gördüğü ülkelere mali ve askeri yardımların yapılmasını kapsayacak bir doktrinle Sovyetler Birliği’nin ve bölgesel iktidarlarının karşısına çıkar. ABD’li askeri yetkililer Yunanistan’a geldiler ve Vafiadis’in önderliğindeki partizanlara karşı ne gibi tedbirlerin alınması gerektiğini incelediler. ABD, II. Dünya savaşında kullanılmış silah ve teçhizatların bir kısmını Yunanistan Hükümeti’ne hibe etti ve 300 milyon dolarlık bir mali yardım yaptı. Partizanların savaşı kazanmak üzereyken, ABD’nin yaptığı bu müdahale iç savaşı daha da uzattı (1949'da sona erdi) ve sonuç olarak 100 bine yakın insan hayatını kaybetti, 700 bin kişi sürgün edildi, çok sayıda komünist de hapislere atıldı. Bu yıkımdan sonra Yunanistan, zoraki olarak ABD’nin bir yandaşı durumuna gelmiş oldu. Yaşanan bu trajedi sonucunda Truman, Soğuk Savaşı resmen başlatmış oldu.
ELAS-EAM Partizanları
ELAS Partizanı