DEMOKRATİK SOSYALİZM
Sosyalist bir yönetim ve toplum tarzına ulaşabilmenin alternatif bir yolu olarak da tanımlanabilir. Ekonomik açıdan sosyalist devlet yapısının aynen kabul edilmesiyle birlikte bu tip bir devletin kurulması için ihtilal veya tepeden inme bir darbeyle değil de demokratik ve şiddet içermeyen yollardan bu amaca ulaşılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda Sosyalizmin gerçekleşmesi durumunda idareciliğin ve bürokratik yapının şeffaf ve sorgulanabilir bir yapı haline getirilmesi temel esaslardan biri olarak görülebilir. Ayrıca hukukun üstünlüğü ve güçler ayrılığı gibi ilkelerinde sosyalist devlet yapısında uyarlanabileceği de öngörülmüştür.
Demokratik sosyalizm, Marx’ın "bilimsel sosyalizm" yada "ihtilalci sosyalizm" ile amaçladığı toplum yapısına demokratik yollarla varılabileceğini kabul eder. Sosyalist ekonomideki mülkiyet yapısının, merkezi planlama etkinliğinin demokratik bir siyasal yapı içinde daha verimli işleyeceğine inanır.
Demokrasi sayesinde farklı görüşlerin ve çıkarların uzlaşma çabası içine girebileceği iddia edilmektedir. Buradan hareketle özel mülkiyet ile ilgili en can alıcı konuda çözümü küçük işletmeler ve zanaatçılık dışında diğer tüm fabrika, ağır sanayi ve stratejik kaynakların kamulaştırılması önerilmektedir. Yani küçük burjuva sınıfının varlığı reddedilmemektedir.
Kapitalizmin hızlı gelişmesi sonucunda, toplumsal refahın toplumdaki çeşitli sınıflar arasında daha adil dağıtılmaya başlanması üzerine, demokratik sosyalistler sınıf diktatörlüğünü de reddederler. Batı dünyasında, demokrasinin geçirdiği aşamalardan sonra, kişinin hak ve özgürlüklerinin, bugün bulunduğundan daha geriye götürülebileceğini kabul etmezler. Kamu yararına sınırlanacak ve kısıtlanacak olan özel mülkiyetin ancak halkın genel onayı ile devletleştirilebileceğine inanırlar.
Demokratik sosyalizmin en önemli özelliği, demokrasinin özlediği insan haysiyetini tam gerçekleştirme aşamasına ancak sosyalist bir ekonomik planlama ve mülkiyet yapısı ile ulaşılabileceğine ilişkin olan inançtır.