Eşitlik:

Ahlâki ve toplumsal bir ideakolalak, insanların birbirleriyle, aynı insan doğasına sahip olmak bakımından, aynı konum ve değerde olmaları hali. İnsanların birbirleriyle eşdeğerde olduğunu, bun­dan dolayı insanlar arasında ayırım gözetil­memesi gerektiğini dile getiren ilkedir.

Eşitlik, İlkçağ Yunan felsefesinde, Yu­nanlı-barbar, özgür yurttaş-köle ayrımına karşın, bir akla sahip olmanın insanı dış dünyadan ayırdığı, bundan dolayı bir insa­nın akıl yürüten parçasının başka bir insa­nın akıl yürüten parçasıyla aynı olduğu ve insanların, hayvanlar olarak değil de, insan­lar olarak bir ve aynı olduğu düşüncesini ifade eder. Ortaçağda ise, eşitlik dünyadaki eşitsizliğin Tanrı’nın varolan şeyler için ta­sarladığı düzenin bir parçası olduğu, kadın ya da erkek, köle ya da özgür, tüm insanla­rın, maddi ya da fiziki bakımdan farklı ola­bilseler de, tinsel bakımdan eşit, yüce Tanrı karşısında bir ve aynı oldukları düşüncesiy­le belirlenir.

Modern çağda, içeriği biraz daha zengin­leşen bir kavram haline gelen eşitlik, sıra­sıyla, tüm insanların farklı yetenek ve kapa­sitelerle dünyaya geldiği, bundan dolayı her insana kendinde olanı tam olarak gün ışığı­na çıkartması, kendisini tam anlamıyla ger­çekleştirmesi için imkan tanınması gerekti­ğini dile getiren fırsat eşitliği düşüncesini; temelinde, insan varlığının yüceliğine duyu­lan saygının, insan varlıklarının her zaman, bir araç olarak değil de, bir amaç olarak gö­rülmeleri gerektiğini ifade eden ahlak ilke bulunan, tüm insanların yasa karşısında eşit olması gerektiği düşüncesini; ‘bir insan, bir oy’ ilkesiyle belirlenen, ve insanlar her ne kadar politik bilgi ya da bilgelik bakımın­dan farklılık gösterebilseler bile, insan olma olgusunda, insana yönetimde sesinin olması hakkını veren mutlak bir şeyler bulunduğu, ya da kendisi için neyin iyi olduğunu en iyi insanın kendisi bilse de, bir seçimde çoğun­luğun, seçilecek en bilgece politikayı tespit edebileceği düşüncesiyle şekillenen, siyasi eşitlik ilkesini; toplumu meydana getiren bi­reyler ve tabakalar arasında bir ayırım göze­tilmemesi gerektiğini belirten ve ekonomik eşitlik düşüncesiyle desteklenen toplumsal eşitlik düşüncesini; tüm ırkların aynı değerde olduğunu, bir ırkın diğerinden üstün tu­tulmaması gerektiğini savunan, ırk eşitliği ilkesini; kadın ve erkeklerin, insana özgü tüm faaliyetleri gerçekleştirmek bakımından aynı düzeyde bulunduğunu ve dolayısıyla kadınlara da sanat, edebiyat, iş ve yönetim alanlarında erkeklerle aynı fırsatların tanın­ması gerektiğini öne süren kadın-erkek eşit­liği düşüncesini ve nihayet, yoksulluğun en aza indirgenerek, tüm insanlara maddi re­fahtan, yetenek ve ihtiyaçlarına göre pay ve­rilmesi gerektiğini dile getiren ekonomik eşitlik ilkesini ifade eder.