M.Ö.1450 -M.Ö.1320: Mısırlıların egemenlik dönemi

M.Ö.1320-M.Ö.1200:
Hititler Kıbrıs’a egemen olmuştur.

M.Ö.1200-M.Ö.722: Farklı kavimlerin egemenlik dönemi.  .

M.Ö.722-M.Ö.569: Asurluların egemenlik dönemi

M.Ö.569-M.Ö.525: Mısırlıların adaya egemenlik dönemi.

M.Ö.525-M.Ö.333: Perslerin adaya egemen olduğu dönem.

M.Ö.333-M.Ö.323: Makedonyalıların adaya egemen olduğu dönem.

M.Ö.323-M.Ö.62: Ptolemeler ve Antigonların adaya egemen olduğu dönem.

M.Ö.62:
Kıbrıs’ta Roma egemenliği başlamıştır.

M.S.46: Romalılar Aziz. Paul önderliğinde Hıristiyanlığı Kıbrıs’ta yaymaya başlamıştır.

395: Roma İmparatorluğu ikiye ayrılmış ve Kıbrıs’ın yönetimi Bizanslılara geçmiştir.

649: Emeviler adanın güneyini işgal etmiştir.

963-969:
Bizans İmparatoru Nikephoros II. Phokas, adayı Müslümanlardan geri aldı.

1191: İngiltere Kralı Aslan Yürekli Richard, 3. Haçlı seferi sırasında Kıbrıs’ı ele geçirmiş ve Templer Şövalyeleri’ne satmıştır. Adadaki isyanı bastıramayan şövalyeler, adayı İngilizlere geri vermiştir. İngilizler de adayı Kudüs eski Kralı Guy de Lusignan’a satmıştır.

1192-1489:
Lüzinyanlar Kıbrıs’a egemen olmuştur.

1426: Memluklar; Kıbrıs’ı vergiye bağlamıştır (Kıbrıs’ta Osmanlı egemenliğine kadar bu vergi devam etmiştir).

1489-1571: Venedikliler Kıbrıs’a egemen olmuştur.

1571 - Kıbrıs, Osmanlı Devleti tarafından Lala Mustafa Paşa Komutasındaki donanma ile fethedildi ve ilk Türk cemaati adaya yerleştirildi.

22 Eylül 1572: 2. Selim, Kıbrıs için sürgün fermanı ilan etmiştir. 

1796:
Rigas Ferrasos isimli Rum, ilk Megali İdea haritasını hazırladı.

1814: Rusya’nın Odessa şehrinde Megali idea örgütü Filiki Eteriya kuruldu.

1821: Filiki Eteriya lideri Kıbrıs’a gelerek isyan hazırlığı yaptı, fakat başarılı olamadı.

1830: Yunanistan Edirne Antlaşması ile bağımsız oldu.

1869: Süveyş Kanalı açıldı ve İngiltere Kıbrıs ile yakından ilgilenmeye başladı.

1876:
Filiki Eteriya örgütü dağıtıldı.

1878 - Ruslar karşısındaki yenilgide fazla ödün vermemek için, ada Britanya İmparatorluğu’na kiralandı. (Osmanlı mülkiyeti devam ediyor sayılmakla birlikte, yönetim tamamen İngilizlere geçti)

1 Temmuz 1878: Geçici olmak ve toprak mülkiyeti Osmanlılarda kalmak koşuluyla, Kıbrıs İngiltere’ye devredildi.

1881: Yüzyıl önce çoğunlukta olan adadaki Türk nüfus, üçte bire geriledi.

1892: Adada, 9 Rum ve 3 Türk’ten oluşan Kavanin Meclisi kuruldu.

1914 - İngiltere adaya tamamen el koydu.

1923
- Lozan Barış Antlaşması’nın 20. Maddesi gereğince, Türkiye adanın İngiltere’ye ilhakını kabul etti.

1925
- Kıbrıs Crown Colony olarak ilan edildi ve adaya ilk Türkiye Cumhuriyeti konsolosu atandı.


1931 - Rumların Enosis isyanı başladı, Rumlar İngiliz valisinin konağını yakınca İngiliz politikası sertleşti. Türk cemaati Enosis’e karşı olduğunu açıkladı.

1931-1942: İngilizler, adada siyasi etkinlikleri yasakladı.
       
1939 - İkinci Dünya Savaşı başlayınca İngiltere, Ortadoğu’nun kontrolü için stratejik önemi olan adayı elinden kaçırmamak için, özerklik vaadinde bulunacağını yaydı, Rumlar ise Enosis’te kararlıydı.
1942: Kıbrıslı Rumlar AKEL; Kıbrıslı Türkler KATAK partisini kurdu.

1942: Kıbrıs Türklerinin en önemli yayın organı olacak olan Halkın Sesi gazetesi yayın hayatına başladı.
 
1945: Kıbrıslı Türk İşçiler, Kıbrıs Türk İşçi Birlikleri Kurumu altında birleşti.


18 Ekim 1950: Makarios Kıbrıs Rum Başpiskoposu seçildi.
    
1943 - İngiltere güdümlü ‘Kıbrıs Adası Türk Azınlığı Kurumu’ (KATAK) kuruldu, ancak yapısı nedeniyle gelişemedi.

23 Nisan 1944: Dr. Fazıl Küçük, KATAK’tan ayrılarak Milli Parti’yi kurdu.

1946:
Türkiye’de, Kıbrıs Okullarından Yetişenler Cemiyeti kuruldu.

1947: Tüm Rum partilerinden görevlendirilen temsilciler, Londra’ya giderek Enosis isteğinde bulundu. Kıbrıslı Türkler ise, iki yıl içinde iki büyük Enosis karşıtı miting gerçekleştirdi.

1948: Kıbrıs sorununu bir milli davaya dönüştürmeyi amaçlayan Kıbrıs Türk Kültür Derneği Türkiye’de kuruldu.

1949: Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu altında KATAK, Milli Parti, Çiftçiler Birliği ve Kıbrıs Türk İşçi Birlikleri Kurumu birleşti.
     
1950 - İkinci Dünya Savaşı’nın ardından bütün dünyada kolonilerin tasfiyesi eğilimi yaygınlaşınca, Kıbrıs Rum Ortodoks Liderliği (18 Ekim’de başına Makarios seçilmiştir), yoğun bir kampanyaya girişti. Yunanistan hükümeti de Birleşmiş Milletler’e ulusların kendi kaderlerini tayin haklarının Kıbrıs için de uygulanması yolunda başvuruda bulundu.
 
16 Ağustos 1954: Yunanistan, Kıbrıs’a “self determination” (kendi yazgısını kendi belirleme) hakkı verilmesi için BM’ye başvurdu. BM bunu reddetti. Türkiye Hükümeti, ilk kez Rum ve Yunanlılara sözlü tepki gösterdi.

1954: Hürriyet Gazetesi, kurucusu Sedat Simavi’nin çabalarıyla, adadaki olaylara geniş yer vermeye başladı. Milli Talebe Federasyonu, Türkiye’nin birçok yerinde yaptığı mitinglerle Türk kamuoyu’nu harekete geçirmeye başladı.
 
         
1955 - Yunan terör örgütü EOKA 1 Nisan’da adada faaliyete geçti. Rumlar arasında Enosisçi-Anti Enosisçi çatışması başladı.Türkiye ilk kez sorunda taraf olmayı kabul etti ve 29 Ağustos’ta Londra’da İngiltere ve Yunanistan’ın katıldığı toplantıda, Türkiye de temsil edildi.
       Konferans devam ederken, EOKA terörünün Türkleri de hedef almaya başlaması karşısında, İstanbul’da Türk hükümetinin de göz yumduğu mitingler kontrolden çıktı.Daha sonraları ’6-7 Eylül Olayları’ diye anılacak olan yağma ve tahribat, Türkiye’deki Rumlar kadar, diğer azınlıkları da hedef aldı. Aynı zamanda ‘Ya Taksim Ya Ölüm’ sloganı yoğun bir biçimde kullanılmaya başlandı.
       
1956 - İngiliz hükümeti, karışıklıkların baş kışkırtıcısı sıfatıyla Başpiskopos Makarios’u Seyşeller Adaları’na sürdü. Birleşmiş Milletler’de Türkiye ilk kez, ‘taksim’ tezini açıkladı. İngiltere, askeri üssünün kalması koşuluyla ‘self-determinasyon’u kabul etmeye yanaştı.
      
1957 - NATO arabuluculuk görevini üstlenince, EOKA geçici olarak ateşkes ilan etti; Makarios serbest bırakıldı. 15 Kasım’da Türk Mukavemet Teşkilatı kuruldu.       

1957:
Rauf Denktaş, Kıbrıs Türk kurumları Federasyonu Başkanı seçildi.

2 Eylül 1957: 9 Eylül Cephesi örgütü, örgütün yöneticilerinin bulunduğu evde bir patlama olması sonucu dağıldı.

15 Kasım 1957:
Rauf Denktaş, Burhan Nalbantoğlu ve Kemal Tanrısevdi tarafından, ileride TMT’nin çekirdeği olacak olan pasif mukavemet teşkilatı niteliğinde bir örgüt kuruldu. Dr. Küçük ve Denktaş, Ankara’ya giderek Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu’dan silahlı bir direniş örgütü için destek istedi. EOKA eylemleri durmayınca, Zorlu, Genelkurmay’a gerekli talimatı verdi. Özel Harp Dairesi Başkanı Tümgeneral Daniş karabelen, Binbaşı İsmail Tansu’yu planları yapmak ve Kıbrıs’a gönderilecek subayları belirlemekle görevlendirdi.

27-28 Ocak 1958: Liseli Türk öğrencilerin Taksim lehinde Lefkoşe’de yaptığı yürüyüş, İngilizler tarafından  sert bir şekilde engellendi. İngiliz ve Türkler arasında çıkan çatışmalar bütün adaya yayıldı.

1958: Türkiye’de bir ay içinde Taksim lehinde 53 miting gerçekleştirildi.

Mayıs 1958: Binbaşı İsmail Tansu’nun hazırladığı plana uygun olarak, Yarbay Rıza Vuruşkan, Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) Lideri Bozkurt olarak, banka müfettişi kılığında üç subayla birlikte Kıbrıs’a gitti.

19 Haziran 1958: İngiliz Başbakanı Harold Mac Millan, Kıbrıs’ın İngiliz Milletler Topluluğu içinde kalmasına, fakat Türkiye ve Yunanistan’la da bağlara sahip olmasına dayalı bir tasarı sundu.

1 Ağustos 1958: Yarbay Vuruşkan, TMT’nin kuruluşunu tamamladı. TMT, Rumlar geniş kapsamlı saldırılarına başlayana kadar silahlı eylemde bulunmadı.

1959 - İngiltere Başbakanı ve üç devletin dışişleri bakanlarının katılımıyla Zürih Antlaşmaları onaylandı. Cemaat temsilcileri olarak Makarios ve Dr. Küçük de toplantıya katıldılar. 19 Şubat’ta Türkiye, Yunanistan ve İngiltere Kıbrıs anayasasını garanti altına aldı. Böylece Kıbrıs, iki halkın ortak egemenliğinde ve yönetiminde, üç ülkenin de garantörlüğünde bir ada haline geldi. Ayrıca taraflarca Garanti ve İttifak Antlaşmaları da imzalandı. İngiliz üslerinin devamı kabul edildi. Mayıs ayında Yunanistan Başbakanı ve dışişleri bakanı Türkiye’yi resmen ziyaret etti ve barış rüzgarları esmeye başladı.

16 Ağustos 1960: Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası yürürlüğe sokularak Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edildi. Adaya simgesel Türk ve Yunan birlikleri yerleştirildi. Makarios cumhurbaşkanı, Fazıl Küçük cumhurbaşkanı yardımcısı oldu.
 
1961-1963: Rum liderliği, Türkleri adadan çıkararak Enosis’i gerçekleştirmeyi öngören, siyasi ve askeri aşamaları içeren geniş kapsamlı Akritas Planı’nı hazırladı.
      
1963 - Başbakan Karamanlis’in istifası ve ülkeyi terk etmesinin ardından Yunanistan sürekli kabine bunalımları geçirmeye başladı, bu yüzden Kıbrıs üzerinde etkisi azaldı. Makarios kendi girişimiyle yıl boyunca anayasası değiştirme ve Türk Cumhurbaşkanı yardımcısının yetkilerini kısma faaliyetlerini arttırdı. Kasım sonunda ABD Başkanı Kennedy, Makarios’a bundan vazgeçmesini önerdi. Aralık başında da Türkiye tek taraflı değişiklikleri kabul etmeyeceğini bildirdi.
       21 Aralık’ta Noel katliamı ile EOKA, Türk cemaatine karşı ‘etnik temizleme ve adadan kaçırma’ politikasını doruğa çıkardı. Eylemleri 1964 Ağustos’unun ortalarına kadar sürdü. 30 Aralık’ta ise Makarios 13 maddelik anayasa değişikliği önerisini açıkladı ama Türkiye buna karşı olduğunu yineledi.
      
27 Aralık 1963: Bir İngiliz komutasında üç garantör ülkenin askerleri “Barışı Koruma Kuvveti” adı altında adada göreve başladı.

30 Aralık 1963: Rumların saldırılarının durduğu yere, Lefkoşe’nin Türk ve Rum kesimlerini ayıran Yeşil Hat çizildi.

Ocak 1964: Londra’da, üç garantör ülke ve adadaki toplum liderlerinin katıldığı bir konferans düzenlendi; fakat olumlu bir sonuç alınamadı.

4 Mart 1964: BM Güvenlik Konseyi, Kıbrıs Hükümeti’nden, şiddeti ve kan dökülmesini önleyecek kararlar almasını istedi. Bu tarihten sonra Rum Yönetimi, Kıbrıs Hükümeti olarak tanınmaya başladı.

14 Mart 1964: Kontrolü Kıbrıs Hükümeti’ne verilen BM Barış Gücü adada göreve başladı.

4 Nisan 1964: Makarios, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kuran antlaşmaları tek yönlü olarak feshettiğini açıkladı.

Mayıs 1964: Makarios ağır silahlar satın aldı ve zorunlu askerlik yasası çıkartarak Rum personel sayısını arttırdı. Bunun üzerine TBMM, Haziran’da adaya çıkartma yapmak kararı aldı. ABD Başkanı Johnson, Türkiye Hükümeti’ne ağır ifadeler bulunan bir mektup gönderdi. İnönü, çeşitli nedenlerle çıkartmadan vazgeçti.

6-11 Ağustos 1964: Rumlar, Türklere karşı tekrar saldırıya geçti. Dillirga, Mansura ve Koççira bölgelerinden kaçan Türkler, Erenköy’e sığındı. Buradaki Türkler, büyük bir direnişe başladı. 8-11 Ağustos’ta Türk uçakları, Erenköy’deki Rum birliklerini bombaladı. 11 Ağustos’ta ateşkes ilan edildi.

21 Nisan 1966: Patris isimli Rum Gazetesi, Akritas Planı’nın büyük kısmını yayınladı.

1967 - Yunanistan’da ordu yönetime el koydu ve 1974’e kadar iktidarda kaldı. Subaylar halkın desteğini elde etmek için Kıbrıs’ta EOKA’ya desteği arttırdılar. Türkler iyiden iyiye gettolara sıkıştırılmaya başlandı. Yunan ordusunun 15 bin askeri, gayri resmi olarak adaya yerleştirildi. Türklere karşı sürdürülen soykırımın kesilmesi için Türk ve Yunan başbakanları arasında düzenlenen toplantı bir sonuç vermeyince, Türkiye askeri müdahalede bulunacağını açıkladı. Yunanlılar üç Türk köyünden geri çekilirken arkalarında 24 ölü bıraktılar.
       TBMM hükümete müdahale yetkisi verdi. Türk uçakları Kıbrıs üzerinde uçmaya başladı. Donanma ve çıkarma birlikleri harekete geçti. ABD’nin arabuluculuğuyla Yunan birliklerinin geri çekilmesi sağlanınca, Türk harekatı durduruldu. 1964’ten beri Türkiye’de bulunan Rauf Denktaş gizlice adaya gitti. Denktaş, Yunanlılarca tutuklandı ama Türkiye ve ABD’nin baskısıyla iade edildi.

28 Ağustos 1971: Yunan Cuntası’nın görevlendirdiği Grivas, adaya çıkarak EOKA-B’yi kurdu ve Makarios’a cephe aldı. Bu örgüt, Enosis’in hemen gerçekleşmesini öngörüyordu.

5 Temmuz 1974 - Yunanlı subayların yönettiği Ulusal Muhafız Örgütü, Cumhurbaşkanı Makarios’u devirdi ve EOKA-B önderi Nikos Sampson’u ‘cumhurbaşkanı’ ilan etti.
        Adadaki İngiliz üssüne sığınan Makarios, Kıbrıs’ı terk etmek zorunda kaldı. Bu suretle Enosis’in gerçekleştirilmek istendiğini anlayan Başbakan Ecevit, garanti anlaşması uyarınca, İngiltere’yi ortak eyleme davet etti. İngiltere’nin katılmaması üzerine, 19 Temmuz’da Türk çıkarma gemileri denize açıldı ve 20 Temmuz’da denizden çıkarma ve havadan indirmelerle Girne bölgesi kontrole alındı. Ancak Yunan birliklerinin adada garantör olarak bulunan Türk birliğine saldırması çarpışmaları bütün ada yüzeyine yaydı. 22 Temmuz’da Birleşmiş Milletlerin çağrısına uyularak ateş kesildi. Bu girişim sonucu, Kıbrıs’ta Nikos Sampson, Yunanistan’da ise askeri cunta devrildi ve Yunanistan demokrasiye döndü. Ancak Kıbrıs’ta dağınık durumdaki Türklerin güvenliği sağlanamadığı gibi, Girne’deki Köprübaşı da Türk ordusu için yeterli güvenceye sahip değildi.
      
16 AĞUSTOS 1974 - Cenevre’de sürdürülen barış görüşmelerine rağmen Yunanistan hiçbir uzlaşmaya yanaşmak niyetinde olmadığını gösterdi.
   
2 Temmuz 1974: Makarios, adadaki Yunan subaylarının geri çekilmesi ve EOKA-B’nin dağıtılması isteğini içeren bir mektubu Yunan Cuntası’na yazdı.

15 Temmuz 1974: Yunan subayları ve EOKA-B militanları adada darbe yaptı. AKEL ile EDEK partileri yanlıları katledildi. Yaklaşık 2000 Rum öldürüldü, Makarios, İngiliz üsleri aracılığıyla  Malta’ya kaçtı. EOKA-B militanı Nikos Sampson, Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı’na getirildi. Aynı gün, Türk hükümeti, gizlice, 20 Temmuz’u çıkartma günü olarak belirledi ve askeri hazırlıklar başladı.

17 Temmuz 1974: Ecevit, İngiltere’ye gitti. İngiltere Başbakanı Wilson’a ortak müdahale teklifinde bulundu ve İngiliz üslerinden TSK’nin yararlanabilmesi isteğini sundu. Wilson bunları reddetti.

18 Temmuz 1974: ABD Dışişleri Bakanı Kissinger’in yardımcısı Sisco Londra’ya gelerek Ecevit  ile görüştü. Müdahaleden vazgeçmesi için Ecevit’in şartlarını öğrendi ve bunları Yunanlılar ile görüşmek üzere Atina’ya hareket etti.

19 Temmuz 1974: Sabah hareket emrinin gelmesiyle  Türk çıkartma birlikleri Mersin’den gemilerle hareket etti. Bu arada Yunan Cuntası, Ecevit’in tüm önerilerini reddetti.

20 Temmuz 1974: Sabah saat 01.45’te Sisco, T.C. Başbakanlığı’na geldi. 48 saat içinde bir ABD formülü getirebileceğini söyledi ve müdahaleden vazgeçilmesini istedi. Ecevit, bunu reddetti ve 05.05’te kalkan ilk jet uçağıyla Türk amfibi harekatı başladı.

21 Temmuz 1974:
Türk jetleri ve üç Türk muhribi, Türk Hava ve Deniz Kuvvetleri arasındaki koordinasyon eksikliği nedeniyle birbiriyle muharebe etti. Sonuçta TCG Kocatepe battı ve bu geminin personelinden 54 kişi şehit oldu.

22 Temmuz 1974: İkinci çıkartma birliği olan 39. Tümen adaya çıktı ve havadan inmiş olan birlikle birleşti. 17.00’de ateşkes ilan edildi. Türk birlikleri, Lapta-Girne-Lefkoşe üçgeni içerisinde Cenevre Görüşmeleri’nin sonucunu beklemeye başladı.

23 Temmuz 1974: Yunanistan’da cunta karşıtı güçler bir darbe yaptı ve demokratik yönetime geri dönüldü. İki gün sonra  Karamanlis, başbakan olarak göreve başladı ve ateşkesi ilan etti.

26 Temmuz 1974: Karamanlis, ülkesini NATO’nun askeri kanadından çıkardı.

25-30 Temmuz 1974: Türkiye, Yunanistan ve İngiltere adanın durumunu Cenevre’de görüştü. Sonuçta Cenevre Protokolü imzalandı.

6 Ağustos 1974: Türk Birlikleri, Rumların ateşkese uymamasını gerekçe göstererek Lapta’yı ele geçirdi.

8 Ağustos 1974: Üç garantör ülke Dışişleri Bakanları’nın yanı sıra Kıbrıs Türk Halkı Lideri Rauf Denktaş ve Kıbrıs Rum Halkı Lideri Glafkos Klerides’in katıldığı 2. Cenevre Görüşmeleri başladı. Rum ve Yunanlılar, buradaki tüm önerilerini görülmeden reddetti.
 
14 Ağustos 1974: Türkler, 2. Cenevre Görüşmeleri’nden çekildi ve Barış Harekatı’nın ikinci safhası başladı. Aynı gün Rumlar, Atlılar köyünde bulabildikleri tüm Türkleri (57 kişi) kurşuna dizdi. Ayrıca Muratağa ve Sandallar köylerindeki tüm Türkleri (89 kişi) öldürerek çukurlara gömdü, ve Baf’ta beş Türk’ü öldürdü.

15 Ağustos 1974: Rumlar Taşkent, Tatlısu ve Terazi köylerinden 50 Türk’ü kurşuna dizdi.

16 Ağustos 1974: Türk birlikleri Lefke-Lefkoşe-Mağusa hattını oluşturdu. Türk ordusu adanın yüzde 37’sini kontrol altına alacak kadar ilerledikten sonra ikinci harekatı sona erdirdi.19.00’da ateşkes yürürlüğe girdi.

17 Ağustos 1974: Türk birlikleri gerilla saldırıları düzenleyen Rum askerlerinden Karpaz Yarımadası’nı arındırdı

1 Kasım 1974: BM Genel Kurulu aldığı kararda iki toplumun eşitliğini kabul etti ve “Kıbrıs Hükümeti”nden söz etmeyerek iki toplum liderinin, eşitlik esasıyla, Kıbrıs Sorunu’na siyasi bir çözüm bulmaları için görüşmeye davet etti.

5 Şubat 1975:
Harekat nedeniyle ABD Türkiye’ye ambargo koydu.
   
13 Şubat 1975: Kıbrıs Otonom Türk Yönetimi, çok partili demokratik sisteme geçmek ve eşitlik temelinde bir federasyon oluşturmak için gerekli federe birimlerden Türk kanadını oluşturmak amacıyla Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni ilan etti.

31 Temmuz-2 Ağustos 1975: Viyana’da yapılan toplumlararası görüşmeler sonucu Nüfus Mübadelesi Antlaşması imzalandı. İsteyen Rum ve Türkler kuzeyden güneye yada güneyden kuzeye geçirildi. Nüfus mübadelesi BM gözetiminde gerçekleşti. Çeşitli kaynaklara göre bu tarihten günümüze kadar, Türkiye’den Ada’ya 30-40 bin civarında Türk yerleşimci gönderilmiş durumda.

12 Şubat 1977:
Denktaş ve Makarios, 4 maddelik bir ilke antlaşması imzaladı. Buna göre iki toplumlu ve iki bölgeli federal sistem, toplumlar tarafından kabul edildi ve federasyon esaslarının görüşülmeye başlayacağı bildirildi.

1977: Makarios öldü ve Kıbrıs Rum toplumu liderliğine Kiprianu getirildi.      

19 Mayıs 1979:
Denktaş ve Kiprianu 10 maddelik bir doruk antlaşması imzaladı ve toplumlar arası görüşmelerde 1977 Denktaş-Makarios antlaşmasının esas alınmasını kabul etti. Bu anlaşmalarla, Kıbrıslı Rumlar ilk kez iki kesimli, iki toplumlu federal bir çözümü benimsiyordu.

1982 - Papandreu, 1981 Ekim’inde Yunanistan’daki seçimleri kazandıktan hemen sonra, Şubat 1982’de Kıbrıs’a gitti ve buradaki konuşmasında “Kıbrıs’ın Helenizm’in bir parçası” olduğunu söyleyerek, Kıbrıs sorunu ile ilgili bütün tarafların katılacağı bir “uluslararası konferans” toplanması gerektiğini ekledi.
       BM Genel Kurulu, Rum tarafının başvurusu üzerine Ada’daki “işgal ordusu”nun derhal çekilmesini ve mültecilerin “isteğe bağlı olarak” geri dönmelerini tavsiye eden kararını aldı. Bunun üzerine KTFD Meclisi, 17 Haziran’da radikal bir adım atarak “Kıbrıs toplumunun self-determinasyon hakkı”na ilişkin bir karar aldı.

13 Mayıs 1983: BM Genel Kurulu, aldığı kararla, Rumların egemenliklerini kuzeye yayması ve Rum göçmenlerin kuzeye geri dönmesi gerektiğini bildirdi.
       
15 Kasım 1983 - 15 Kasım 1983’te, KTFD Meclisi, “self-determinasyon” hakkını kullanarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) adında bağımsız bir devlet kurulduğunu dünyaya ilan etti. KKTC’nin kurulması, Rum tarafının, Yunanistan’ın ve Batılı devletlerin yanı sıra BM Güvenlik Konseyi’nin de tepkisini çekti.
       Güvenlik Konseyi, 18 Kasım’da aldığı bir kararla bağımsızlık kararını kınadı. Türkiye’ye yakın bazı devletler KKTC’yi tanımanın eşiğine gelmişlerdi ki, ABD ve İngiltere’nin baskıları ile bu kararlarından vazgeçtiler. 13 Mayıs 1984’te de BM Güvenlik Konseyi 550 sayılı kararı ile KKTC’nin ilanını ayrılıkçı bir hareket olarak tanımladı.
       
1984-1990 - KKTC’nin kurulmasından sonra toplumlararası görüşmeler yeniden başladı. KKTC kurulurken, 1977-79 Doruk Anlaşmalarına atıfta bulunularak, iki toplumlu, iki kesimli federal bir çözüme kapılar açık bırakılmıştı. Görüşmeler sürecinde; New York’ta 17 Ocak 1985’te ve 29 Mart 1986’da BM Genel Sekreteri’nin hazırlamış olduğu ‘Kıbrıs Üzerine Anlaşma Taslağı’, Kıbrıs Türkleri tarafından kabul edilip, Rumlar tarafından reddedildi. 22 Mayıs 1987’de AB ve ‘Kıbrıs’, 18 aylık görüşmeler sonucunda Gümrük Birliği protokolü başlattı. Ocak 1988’de Anlaşmanın tüm Ada’yı kapsamasına karar verildi. 1990’daki iki taraf arasındaki New York Zirvesi de başarısızlıkla sonuçlandı.
      
1990 - BM Güvenlik Konseyi, bu tarihte 649 sayılı kararını aldı. Bu kararla BM, Ada’daki her iki tarafı da, kabul edilebilir bir çözüm bulma yolunda çaba göstermeye çağırdı. Aynı karar böyle bir çözümün iki toplumlu, iki kesimli bir anlayışa sahip olması ve çözümün siyasi olarak iki eşit toplum liderinin direkt görüşmeleri yoluyla sağlanması gerektiğini vurguladı. Kararın, Kıbrıs Sorunu’nu 1974’te değil de, 1960’lara hatta öncelerine dayandırması bir başka önemli nokta idi. 1990 Temmuz’unun ilk haftası içinde Kıbrıs Rum Yönetimi “Kıbrıs” adına AB’ye üyelik için başvurdu. BM’nin ve Türk tarafının uyarılarına rağmen topluluk 11 Eylül 1990’da bu başvurunun normal süreç içinde değerlendirilmesini kararlaştırdı.
       
1991 - Turgut Özal, 1991’de Kıbrıs konusunda bir ‘dörtlü konferans’ toplanmasını önererek, o güne kadar sorunun iki toplum arasında görüşülmesi gerektiğini savuna gelmiş olan Türkiye’nin bu anlayışına da değişiklik getirdi. Özal’ın önerisine göre Kıbrıs sorunu; KKTC, Kıbrıs Rum Yönetimi, Türkiye ve Yunanistan arasında ele alınmalıydı. 28 Haziran 1991’de BM Genel Sekreteri Perez de Cuellar, BM Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda Türkiye’nin önerdiği Dörtlü Doruk Toplantısı’nı kabul ettiğini belirtti.
      
1992 - 100 paragraftan oluşan BM Fikirler Dizisi, tarafların onayına sunuldu. New York’ta sürdürülen görüşmelerin ardından, BM Genel Sekreteri Butros Gali, toprak düzenlemeleri ve anayasal konuların tümünü kapsayacak bir paket anlaşma hazırladı. Türk tarafı 100 paragraftan 91’ini onayladığını açıkladı. Rum tarafında ise, Kıbrıs Rum lideri Yorgo Vasiliu paketi onaylarken, daha sonra iktidara gelen Glafkos Klerides ile bu pakete karşı çıktı.
      
1993 - AB, Haziran 1993’te Kıbrıs’ın tam üyelik için gerekli şartları taşıdığını belirten görüşünü yayınladı. Aynı yıl Yunanistan ve Kıbrıs Rum kesimi arasında Ortak Savunma Doktrini imzalandı.
       
1994 - BM Genel Sekreteri Butros Gali’nin girişimleriyle ortak anlaşma zemininin oluşturulması amacıyla ‘Güven Arttırıcı Önlemler Paketi’ düzenlendi. ABD’nin destek verdiği pakete Rum tarafı karşı çıkınca 1994’te rafa kaldırıldı.
      
1996 - 3 Haziran’da bir Kıbrıslı Rum asker, BM denetimindeki bölgede bir Kıbrıslı Türk asker tarafından vurularak öldü. 11 Ağustos 1996’da Kıbrıslı Rum motosikletçiler, Yeşil Hat’tı geçmeye kalkışınca Kıbrıslı Türk göstericiler ve Türk askerleri ile çatıştı.
        70’ten fazla kişi yaralandı. Bir Kıbrıslı Rum öldü. 14 Ağustos 1996’da Kıbrıs’ta Derinya bölgesinde Türk güvenlik güçleri, Türk bayrağını indirmeye kalkışan bir Rum gencine ateş açtı. Rum genç hayatını kaybetti. 8 Eylül 1996’da Güney Kıbrıs tarafından açılan ateş sonucu bir Türk askeri öldü, biri yaralandı. 13 Ekim 1996’da Kıbrıs Türk kesimine geçen bir Rum, Kıbrıslı Türk askerlerince öldürüldü. 6 Şubat 1997’de Kıbrıslı Türk ve Rumlar birbirine ateş açtı. Ölen yada yaralanan olmadı.
      
1997 - 4 Ocak’ta Kıbrıslı Rumların, Rusya’dan S-300 yerden havaya 150 km. menzilli füze alımına ilişkin anlaşmaya imza koyması uluslararası arenayı ve dolayısıyla hassas Türk-Yunan ilişkilerini karıştırdı.
       Türkiye, Kıbrıslı Türklerin güvenliğini tehdit edecek herhangi bir gelişmeye göz yummayacağını açıkladı. İngiltere ve BM de anlaşmaya sert tepki gösterdi. 24 Şubat 1997’de AB, Kıbrıs’ın AB’ye tam üyeliğine ilişkin geleneksel tavrını değiştirerek, Kıbrıs’ın AB’ye tam üyeliğinin gerçekleşebilmesi için Ada’da önce siyasi bir çözümün şart olduğunu açıkladı ve Yunanistan da bu açıklamaya tepkilerini bildirdi. AB, ilk defa topluluğa tam üyelik konusunda Kıbrıs Türklerinin de dikkate alınması gerektiğini, tam üyelik görüşmelerine Ada Türklerinin de katılması gerektiğini belirtmek suretiyle net bir şekilde ifade ediyordu. Yunanistan Dışişleri Bakanı Theodoros Pangalos, bu açıklamaların hemen ardından, AB’nin Doğu’ya doğru genişlemesini veto edeceğini açıkladı.
      
1999 - AB’nin 10-11 Aralık 1999’da yaptığı Helsinki zirvesinde Türkiye’nin AB’ye tam üyelik için adaylığı resmi olarak kabul edildi. Türkiye için tarihi bir öneme sahip olan bu zirvenin sonuç belgesinde genişleme sürecindeki Türkiye’nin konumu ve Kıbrıs sorunuyla ilgili özel maddeler de yer aldı.
       Buna göre “Avrupa Birliği Konseyi, 3 Aralık tarihinde New York’ta Kıbrıs meselesinin kapsamlı bir çözümüne yönelik olarak başlatılan görüşmeleri memnuniyetle karşılar ve BM Genel Sekreteri’nin bu süreci başarıyla sonuçlandırma yönündeki gayretlerine güçlü desteğini ifade eder. Avrupa Birliği Konseyi, politik bir çözümün Kıbrıs’ın Avrupa Birliği’ne katılımını kolaylaştıracağının altını çizer. Üyelik müzakerelerinin tamamlanmasına kadar kapsamlı bir çözüme ulaşılamamış olursa, Konsey’in üyelik konusundaki kararı, yukarıdaki husus bir ön şart olmaksızın verilecektir. Bu konuda, Konsey tüm ilgili faktörleri dikkate alacaktır.” denildi.
      
2000 - AB Komisyonu’nun 7 Kasım 2000’de açıkladığı ve Türkiye’nin AB’ye üyelik sürecindeki “yol haritasını” çizen Katılım Ortaklığı Belgesi’nde (KOB) yer alan Kıbrıs’la ilgili ifadeler Türkiye-AB arasında büyük bir krize neden oldu.
       Komisyon’un, Yunanistan’ın baskısıyla KOB’un kısa vadeli öncelikler bölümüne Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin baskıcı ifadeler eklemesi Türkiye tarafından “önkoşul” olarak algılandı. KOB’un içeriğinin Helsinki zirvesinin çizgisinde yer almasını isteyen Türkiye, AB’nin bu tutumuna Başbakan Bülent Ecevit dahil tüm üst düzey yetkilileriyle sert tepki gösterdi. KOB’un açıklanması ardından Çankaya’da düzenlenen “Kıbrıs” zirvesinden ise AB’ye sert ve net bir mesaj çıktı. Zirvede KKTC lideri Rauf Denktaş’ın BM nezdinde yapılan dolaylı görüşmelerden çekilmesi kararlaştırıldı.
       
2001 - Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı Romano Prodi Kıbrıs sorunu çözülmeden de Güney Kıbrıs’ın üyelik başvurusunun değerlendirilebileceğini söyledi. Türk Dışişleri Bakanı İsmail Cem Kıbrıs konusunda işlerin olumlu gitmediğini açıkladı. Ecevit ve Bahçeli Kıbrıs’ta bedel ödemeye hazır olduklarını söylediler. Yıl sonunda Rauf Denktaş’ın, Glafkos Klerides’e mektupla yaptığı görüşme teklifi sonucunda iki lider 4 Aralık’ta Lefkoşe’deki ‘Yeşil Hat’ta BM gözetiminde bir araya geldiler. Görüşme sonunda BM Genel Sekreterinin Kıbrıs özel temsilcisi Alvaro De Soto, liderlerin 2002 Ocak ayında yine Yeşil Hat’ta bir araya geleceklerini ve müzakereleri sürdüreceklerini açıkladı.

16 Ocak 2002 :Doğrudan görüşmelere başlayan Denktaş ve Klerides, Ocak 2003’de 8 kez bir araya geldi.

15 Mayıs 2002: Doğrudan görüşmelere ivme kazandırmak amacıyla Kıbrıs’a gelen BM Genel Sekreteri Kofi Annan, KKTC Cumhurbaşkanı Denktaş ve Rum lider Klerides’le akşam yemeği için bir araya geldi.

11 Kasım 2002: BM Genel Sekreteri Kofi Annan, “Annan Planı” olarak tarihe geçecek olan barış planını taraflara sundu.

10 Aralık 2002: Kopenhag Zirvesi öncesinde bir anlaşmaya varılmasını sağlamak için Annan planında bazı değişiklikler yapıldı. Revize edilen plan 2.Annan Planı adını aldı.

12-13 Aralık 2002: Kopenhag Zirvesi’nde, Kıbrıs Rum yönetiminin tek yanlı müracaatı üzerine, Kıbrıs’ın AB’ye üye olarak kabul edilmesi kararı alındı.

5-14 Şubat 2003: Denktaş ve Klerides 13 kez bir araya geldi. (İki lider 16 Ocak 2002’de başlayan yüz yüze görüşmeler kapsamında 71 kez Kıbrıs’ta bir araya gelmiş oldu.)

26 Şubat 2003: BM Genel Sekreteri Kofi Annan, gözden geçirilmiş planın 3. şeklini (3.Annan Planı) taraflara sunmak üzere 26 Şubat’ta Kıbrıs’a geldi. Aynı gün önce Papadopulos, sonra da Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ile bir araya geldi ve taraflara yeni planı sundu. Denktaş, ‘’Planda genelde değişen bir şey yok’’ açıklamasını yaptı.

27 Şubat 2003: Denktaş, Klerides ve Papadopulos ile ara bölgede bir araya geldi. Annan liderlerden, 10 gün içinde kendisine yanıt vermesini istedi ve yanıtlarını açıklaması için de 10 Mart’ta Lahey’e davet etti. Aynı gün Lefkoşe İnönü Meydanı’nda yapılan ‘’Çözüm ve AB’ye hazırız’’ mitingine ABD Dışişleri Bakanlığı Kıbrıs Özel Koordinatörü Thomas Weston da katıldı.

28 Şubat 2003: Annan, Denktaş ve Papadopulos ile yeniden bir araya geldi ve adadan ayrılırken de "yolun sonuna gelindi" açıklamasını yaptı. Denktaş ise "Yolun değil, görüşmelerin sonu olur" karşılığını verdi.

10-11 Mart 2003: BM Genel Sekreteri Annan’ın, Lahey’de Denktaş ve Papadopulos ile yaptığı görüşmelerden bir sonuç çıkmadı. Papadopulos, 13 Mart’ta, Türk tarafının yüz yüze görüşme çağrısını reddetti.

31 Mart 2003: Türkiye’nin Kıbrıs’ta 5’li konferans yapılması önerisini, Rum yönetimi reddettiğini açıkladı.

2 Nisan 2003: Cumhurbaşkanı Denktaş, Kıbrıs Rum tarafına 6 maddeden oluşan güven artırıcı önerilerini sundu. Öneri, Kıbrıs’ın her iki tarafına uygulanan her türlü kısıtlamaların karşılıklı olarak kaldırılmasını, Maraş’ın yeniden iskana açılması için Rumlara verilmesini, Türk tarafının Temmuz 2000 tarihinden itibaren BM Barış Gücü’nün dolaşımı ile ilgili olarak uyguladığı tedbirlerin kaldırılmasını ve iki taraf arasında karşılıklı saygı, hoşgörü ve anlayışın geliştirilmesi amacıya bir Uzlaşı Komitesi kurulmasını öngörüyordu. Denktaş, Papadopulos’a, önerisiyle birlikte, görüşme çağrısı yapan bir de mektup gönderdi.
3 Nisan’da Papadopulos, Denktaş’ın önerisini reddetti ve ‘’Kendisiyle sadece BM çerçevesinde görüşebilirim’’ yanıtını verdi. Denktaş, 4 Nisan’da Papadopulos’a ikinci bir mektup göndererek görüşme çağrısını yineledi ve ‘’Önerilerimiz masada duruyor’’ dedi.

5 Nisan 2003: Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, KKTC’yi ziyaret etti ve KKTC’nin 2 Nisan’da Rum tarafına sunduğu önerileri desteklediğini belirtti.

14 Nisan 2003:
BM Güvenlik Konseyi, Annan’ın Kıbrıs raporunu oybirliğiyle onayladı. Raporda, çözüm çabalarının sonuçsuz kalmasından Türk tarafı sorumlu tutuldu, KKTC rapora tepki gösterdi.

16 Nisan 2003: Avrupa Birliği Atina zirvesinde Kıbrıs Rum kesimi AB’ye giriş sözleşmesini imzaladı.

18 Nisan 2003: Yunanistan Başbakanı Kostas Simitis, Rum kesimini ziyaret etti ve Rum kesiminin AB’ye giriş sözleşmesini imzalamasıyla ilgili olarak "Enosis’i başardık" ifadesini kullandı. Simitis, 19 Nisan’da KKTC’deki bazı muhalefet partilerinin yetkilileriyle Rum kesimindeki Yunan Büyükelçiliği binasında görüştü.

21 Nisan 2003: KKTC Bakanlar Kurulu, yaptığı olağanüstü toplantıda, KKTC ile Rum kesimi arasındaki geçişlerin serbest bırakılması yönünde tarihi karar aldı. Rum Ulusal Konseyi, 22 Nisan’da toplandı ve KKTC’nin serbest geçişlerle ilgili kararını tanımadığını, ancak geçişleri engellemeyeceğini duyurdu. KKTC Bakanlar Kurulu’nun 21 Nisan’da aldığı karar, 22 Nisan’da Resmi Gazete yayımlandı ve 23 Nisan sabahı KKTC ile Rum kesimi arasında, belli kurallara bağlı olarak serbest geçişler başladı. İlk günlerde, beklenenlerin aksine, sınır kapılarına Kıbrıslı Türkler değil, Rumlar yığıldı. Rumlar, KKTC’ye geçmek için saatlerce uzun kuyruklarda beklemeyi göze aldı. İlk iki haftada, gün içinde KKTC’ye geçen Rumların sayısı 30 bine kadar çıktı. KKTC Bakanlar Kurulu, 29 Nisan’da da Rumların KKTC’deki otellerde 3 gün konaklamasına izin veren kararı aldı. Rumların yoğun şekilde KKTC’ye geçmeleri ve buradaki otellerde konaklamaları, Rum yetkilileri rahatsız etti. Rum milletvekilleri, KKTC’de eski sahibi Rum olan otellerde konaklayan Rumlara para ve 2 yıl hapis cezası verilmesi öngören yasa tasarısını Rum meclisine sundu.

9 Mayıs 2003: Başbakan R.Tayyip Erdoğan, KKTC’ye yaptığı ziyarette, Ledra Palace Sınır Kapısı’nı da ziyaret ederek, Yeşil Hat’a kadar gitti ve KKTC’ye giriş yapmak için bekleyen bazı Rum ailelerle sohbet etti.

17-18 Haziran 2003: Avrupa Birliği’nin genişlemeden sorumlu üyesi Günter Verheugen, Kıbrıs Rum kesimini ve KKTC’yi ziyaret etti ve siyasi soruna bakılmaksızın Rum tarafının Mayıs 2004’te AB’ye üye olacağını söyledi.

Haziran 2003: Türkiye, Titina Loizudu isimli Rum kadına tazminatını ödeme kararı aldı ve 2 Aralık’ta tazminatı ödedi.

Temmuz 2003: KKTC’nin, Kıbrıs sorununun temelini oluşturan mal-mülk sorununun takas ve tazminatlar yoluyla halledilmesi amacıyla Türkiye ve Avrupa Komisyonu’nun desteğiyle hazırladığı Takas ve Tazminat Yasası, 1 Temmuz’da yürürlüğe girdi. Rum yönetimi, vatandaşlarının komisyona başvurularını engellemeye çalıştı.

14 Temmuz 2003: Rum meclisi, 16 Nisan’da imzalanan AB’ye üyelik sözleşmesini onayladı.

8 Ağustos 2003: Türkiye-KKTC Ortaklık Konseyi toplantısı Girne’de yapıldı ve toplantının sonunda, iki ülke arasında Gümrük Birliği Anlaşması imzalandı.

10 Eylül 2003:
Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu, Rum kesimine yaptığı ziyaret sırasında, KKTC’deki sol görüşlü partilerin yetkilileri ile Ledra Palas’ta bir araya geldi.