Asya'nın Şanssız Ülkesi Myanmar
Göktürk Tüysüzoğlu
14/05/2008
Myanmar, Güneydoğu Asya’da 678.500 kilometrekarelik yüzölçümü ile önemli ülkelerden biridir. Yaklaşık 45 milyonluk bir nüfusa sahip bu ülke geçtiğimiz günlerde yaşanan Nargis Kasırgası ile yeniden uluslararası gündemin ilk sırasına oturmuştur.
Myanmar, 4 Ocak 1948 tarihinde İngiltere’den ayrılarak bağımsızlığını ilan etmiştir. Uzun yıllar boyunca İngiltere’nin Güneydoğu Asya’daki temsilcisi görevini üstlenmiş olan bu ülke, II.Dünya Savaşı sonrası hızlanan dekolonizasyon dalgası sayesinde sömürgelikten kurtulmuştur. İngiliz kontrolü altındayken Burma ya da Birmanya olarak adlandırılan bu ülke, 1989’da ülkeyi yöneten askeri cunta eliyle ismini değiştirmiş ve Myanmar Birliği adını almıştır. Askeri Cunta, bu kararı alırken ülkede sadece Burmalıların yaşamadığını, çok çeşitli etnik grupların da yaşadığı bu devletin adının bu çeşitliliği yansıtması gerektiğini öne sürmüştür.
Cunta, ayrıca başkent Rangoon’un ismini de Yangon olarak değiştirmiştir. ABD, İngiltere, İrlanda, Avustralya bu değişiklikleri kabul etmeyeceklerini, çünkü bu değişikliklerin halkın oyuyla seçilmiş bir hükümet tarafından değil, zor kullanarak iktidarı ele geçiren bir Askeri Cunta tarafından gerçekleştirildiğini açıklamıştır. BM ise, bu değişiklikleri kabul etmiş ve 1989’dan itibaren ülkenin ismi Myanmar Birliği olmuştur.
Myanmar’ın 45 milyona yaklaşan nüfusunun %90’ı Budisttir. %4’er oranda Hıristiyan ve Müslüman nüfusun da bulunduğu bu ülkede, geri kalan %2’lik kısım ise Animisttir. Çok çeşitli etnik grupların yaşadığı ülkede çoğunluğu etnik Burmalılar oluşturur. Az da olsa Çinli ve Hintli nüfus da bu coğrafyada yaşamaya devam etmektedir. Myanmar Nüfusu’nun %85 kadarı okur-yazar durumundadır. Myanmar Ekonomisi tarım sektörü ve tekstil sanayisine dayanır. Pirinç ve şekerkamışı en önemli tarımsal ürünler olarak göze çarparken, giyim sanayi ve çeşitli tekstil ürünleri ülkenin en önemli ihraç kalemlerini oluşturmaktadır. Myanmar’da kayıtdışı ekonomi de oldukça yüksek oranlardadır. Bu ülke, Güneydoğu Asya’nın en önemli uyuşturucu üreticilerinden biri konumundadır.
Madenler bakımından oldukça zengin sayılabilecek Myanmar’da; yakut, kurşun, çinko, kömür, kalay, vb. gibi minerallerin yanı sıra önemli petrol ve doğalgaz yatakları da bulunmaktadır.
Myanmar’ın komşuları; Çin, Tayland, Laos, Bangladeş ve Hindistan’dır. Bengal Körfezi’ne kıyısı olan ülkenin Asya’nın deniz taşımacılığındaki önemi büyüktür. Uluslararası alanda en çok tanınan Myanmar’lılar ise iki önemli siyasetçi U Thant ve Aung San Suu Kyi’dir. U Thant, Soğuk Savaş’ın en önemli BM Genel Sekreterleri’nden biridir. Aung San Suu Kyi ise Batı tarafından Güneydoğu Asya’nın en önemli muhalif liderlerinden biri olarak görülmekte ve demokratik açılımları savunan görüşleri Batılı devletler ve insan hakları örgütleri tarafından desteklenmektedir.
Myanmar, yaklaşık 46 yıldır Askeri Cunta ile yönetilmektedir. Bu Askeri Cunta, koyduğu yasaklar ve aşırı baskıcı tutumuyla uluslararası arenada büyük tepki çekmektedir. Demokrasiye geçişi sürekli olarak engelleyen ve ülkenin birliğinin ancak baskıcı bir sistemle korunabileceğine inanan bu Cunta Yönetimi, Myanmar’ı dış dünyadan neredeyse tamamen izole etmiştir. Askeri Cunta, uzun yıllar boyunca Çin ile Hindistan arasında yer alan bu ülkede tarafsız bir dış politika yürütmeye çalışmıştır. Ancak, son yıllarda Çin ile ilişkileri sıkılaştıran Cunta Yönetimi, bu denge politikasından vazgeçmiş gibi görünmektedir. Çin-Myanmar İlişkileri’nin gelişmesinin en önemli sebepleri olarak; Çin’in yanı başındaki bu ülkeyi kontrol altında tutmak istemesi ve yine Çin’in enerji konusunda Myanmar’ı kullanmak amacında olmasıdır. Bilindiği gibi Çin Ekonomisi adeta bir patlama yaşamaktadır ve bu nedenle aynı seyri sürdürmesi için enerjiye ihtiyaç duymaktadır. Çin’in enerji kaynakları kendisine yetmediğinden, bu ülke enerji ithal eder haldedir. Ortadoğu’dan ve Afrika’dan petrol ve doğalgaz alan Çin, aldığı petrolü ve doğalgazı gemilerle taşımak zorunda kalmaktadır. Bu gemilerin özellikle Tayvan Boğazı’ndan geçişi çok sorunlu olmaktadır. Çünkü, Çin Tayvan’ı bir devlet olarak tanımamakta ve bu adanın kendisine bağlı olduğunu kabul etmektedir. Bu nedenle Çin, ileride çıkabilecek herhangi bir ciddi sorunda petrol taşıyan gemiler Tayvan Boğazı’ndan geçemeyecek duruma gelirse, enerji konusunda büyük sıkıntı yaşayabilecektir. İşte Çin, ileride böyle bir duruma düşmemek için yeni bir proje geliştirmiştir. Buna göre, Ortadoğu’dan ve Afrika’dan gelen tankerler Bengal Körfezi’ndeki Myanmar’a gelecek ve bu ülke ile Çin arasında oluşturulacak boru hatları ile gerekli olan enerji Çin’e daha güvenli yollardan geçerek ulaşabilecektir. Bugünlerde, Myanmar’daki Askeri Cunta ile Çin Yöneticileri arasında bu konudaki görüşmeler devam etmektedir.
Myanmar’da Türkiye için önemli bir yer bulunmaktadır. Bu önemli yer, İngilizler tarafından I.Dünya Savaşı’nda esir edildikten sonra Burma’ya getirilen Türk Askerleri’nin yattığı şehitliktir. Bu Türk Askerleri; Irak, Filistin, Arabistan ve Suriye Cepheleri’nde esir düşmüşlerdir. I.Dünya Savaşı sona erdikten sonra askerlerin bir kısmı Türkiye’ye dönmeyi başarmışken, önemli bir kısmı Burma’da (Myanmar) kalmıştır. İşte, bu kalan askerlerin öldükten sonra gömüldüğü şehitlik, 80 yıldır bakımsız bir durumda bulunmaktadır. Genelkurmay Başkanlığı, 2002 yılında bu şehitliğin restorasyonu için gerekli kaynağı sağlamış olmasına rağmen, Dışişleri Bakanlığı Myanmar’daki Askeri Cunta’dan izin alamadığı için bu şehitlik konusunda herhangi bir çalışma yapılamamıştır.
Myanmar, birkaç ay önce Budist Rahiplerin düzenlediği demokrasi yanlısı gösteriler ve yine bu gösterilerde Askeri Cunta tarafından öldürülen siviller ve din adamları ile gündeme gelmişti. Bugün ise, yaşanan doğal bir felaket ile tekrar gündemdedir. 4 Mayıs 2008 günü yaşanan Nargis Kasırgası sonucu binlerce kişi hayatını kaybetmiş ya da kaybolmuştur. Şu an için ölü sayısı 60 bine yaklaşmış durumdadır, ancak 40 bin civarında da kayıp vardır. Uluslararası örgütlerin ve diğer kuruluşların gönderdiği yardımlar ise Askeri Cunta’nın baskıcı tutumu nedeniyle sağlıklı olarak kullanılamamaktadır. Birçok gönüllü kurtarma ekibi ve uluslararası örgüt temsilcisi Myanmar’a gitmek için Tayland’ın başkenti Bangkok’a gelmiştir ancak Cunta’nın tutumu nedeniyle ancak çok azı Myanmar’a ulaşabilmiştir. Ulaşanlar da çok zor şartlar altında adeta psikolojik savaş vermektedirler.
Kısacası, Asya’nın önemli ülkelerinden biri olan Myanmar’da durum tehlike arz etmektedir. Bu ülkenin şanssız insanları ise adeta canlı birer trajedi kurbanı durumundadırlar.
gokkturk@hotmail.com