Yeni Çin Ve Yeni Dünya Düzeni

Evren Çevik
25 Mayıs 2007


Çin'in büyüyen askeri gücü, küresel stratejik dengeleri yeniden belirliyor.

Çin'in, soğuk savaşın sona ermesinden sonra başlattığı "ekonomik değişim" hamleleri, günümüzde "meyvelerini" vermeye başladı. Financial Times'ın bugün (25 Mayıs'da) verdiği habere göre, Çin'in askeri alanda atmakta olduğu adımlar Amerikan askeri ve siyasi kurumlarını "endişelendirdiğini" ifade ediyordu. Haberde  ayrıca 5 yeni nesil nükleer denizaltının inşasına başlanmasının da ABD açısından kaygı verici olduğu belirtilmekte.  Çünkü Çin'in sahip olduğu askeri teknoloji, Çin'in askeri kapasitesini eskisi gibi sayısal değil, tam tersine niteliksel olarak arttıracağını göstermektedir.

Pekin yönetiminin listesinde uzay projelerinin de bulunması, ABD'nin kaygılarını daha da arttırmakta. Nitekim ABD'nin füze kalkanı projesine karşı çıkan Çin, uzun vadede oluşabilecek bir anlaşmazlıkta "anti-füze kalkanı" gibi bir projeyi uygulamaya koyma niyetine ve kapasitesine kavuşabilecektir. 

Hali hazırda Çin'in sahip olduğu uzun menzilli füzeler henüz ABD'yi tam olarak tehdit edebilecek kapasitede değil. Ancak 5-10 yıl içerisinde Çin açısından böyle bir problem kalmayacak.

Geçen aylarda Çin, bir füze tesitinde hedef alınan bir uydusunu başarıyla vurduğunu kamuoyuna duyurmasıyla Çin'in global politikalar çerçevesinde nasıl bir rol üstlenme girişiminde bulunduğunu açıkça ortaya koyuyordu. Tek kutuplu sistemden iki kutuplu sisteme dönüş yeniden gündemi meşgul etmeye aday gibi görünüyor.

Çin'in enerji talebi artacak, kaynaklar azalacak

Diğer yandan ABD'den sonra enerji kaynaklarını en fazla tüketen ülke olan Çin, çok yakında Dünya kaynaklarının %35'ini tüketen ülke pozisyonuna gelecektir. Bu durum küresel ekonominin sahip olduğu dengeleri de alt üst etmeye aday bir durumdur. Bundan dolayı ucuz iş gücü cenneti olan Çin'in üretimi kısıp ihracatının da azaltılması için bir çok gelişmiş ülke kendi aralarında bir iş birliği sürecine girecektir. Bunun ilk adımları zaten bir çok uluslararası konferansta ve resmi ikili görüşmelerde atılmıştır ancak somut adımların atılması için koşulların "olgunlaşması" beklenmektedir. Koşulların olgunlaşmasından kastettiğim durumlar; siyasi gerilim süreçleri , ekonomik krizlerin başlaması  sonucunda oluşabilecek  enerji ve doğal kaynakların paylaşımı sorunları gibi gerçekleşmesi muhtemel kırılma noktalarıdır.

Uluslararası ilişkiler teorilerinde sıkça yer alan  "güç" kavramında en çok temel alınan kıstaslardan biri askeri vuruş gücüdür. Eğer A ülkesi, B ülkesinden veya daha çok ülkeden en az iki askeri darbe aldıktan sonra , halen A ülkesinin karşı saldırı yapabilme kapasitesi ve ihtiyaçlarını giderebilecek endüstriyel kapasitesi varsa, bu güç , "süper güç" statüsündedir denebilir. Çin, bu kapasiteye ulaşabilecek potansiyele ve siyasi iradeye sahip gibi görünüyor ancak "Bir zincir en zayıf halkası kadar güçlüdür" diye bir söz  de vardır. Bu çok değişkenli global arenada Çin de, Sovyetler Birliği'nde olduğu gibi en zayıf noktasından yakalanıp zayıflama sürecine ve hatta parçalanma sürecine girebilir.  

Bilindiği üzere ABD'de "ihtiyacından fazla" (10.000'den fazla savaş başlığı bulunmaktadır) . Diğer Nükleer güce sahip ülkelerde de savaş başlığı sayısı azımsanmayacak kadar bol.  Hitler'in yarattığı Nazi çılgınlığının benzeri bir toplumsal ve siyasi bir hastalık bir şekilde  herhangi bir nükleer güce sahip ülkenin iktidarını ele geçirirse sonuçlarına katlanılmaz bir Dünya sistemi yaratmış oluruz. Bundan dolayı soğuk savaş döneminde hakim olan iki kutuplu sistem aslında dengeleyici ve istikrarlı bir sistemdi. Bu nedenle Çin'in yeni iki veya daha çok kutuplu bir sistemin oluşmasında ön ayak olması da kaçınılmaz gibi görünüyor. ABD'nin tek başına global politikarar verici


Evren Çevik
Evren Çevik