Hükümet İki Adım Sonra Doğruyu Buldu
11 Ocak 2007
Mehmet Altan
Gün başlarken ilk haberler KKTC’deki Lokmacı Geçidi’ne yoğunlaşmıştı.
Gün ilerledi.
Lokmacı Geçidi yıkılmaya başlandı.
Akşamüstü ise bir kaza haberi geldi.
Irak’taki inşatlarda çalışarak alacakları üç beş kuruşla yaşam örmeye çalışan Adanalı işçilerin otuzikisi düşen uçakta ölmüştü.
Felaket bu kez atlatılamamıştı.
Haberlerin ana eksenini Irak’taki felaket ile Lokmacı Barikatı’ndaki gelişmeler oluşturdu.
Lokmacı Geçidi’nde star’ın dünkü mükemmel manşeti gerçekleşti.
Rum sözcüsü Paşardis ne diyordu?
‘Asker izin vermezse Talat, Lokmacı Geçidi’ni yıkamaz.’
Star ne diyordu?
‘Sen öyle san Paşar.’
Çünkü KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın sözcüsü ‘geçidin yıkılacağını’ önceki gece açıklamıştı.
Dünkü merak da zaten buydu.
Yıkım gerçekleşecek miydi, gerçekleşmeyecek miydi?
Dünün Lokmacı Geçidi ile ilgili en önemli gelişmesi Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklamasıydı.
Başbakan üst geçidin kaldırılması konusunda ne diyordu?
‘Bizim tanıdığımız bir devlet değil mi? Oranın bir cumhurbaşkanı, bir hükümeti yok mu? Nihai kararı onlar verir. Bize de saygı duymak düşer. KKTC kararını vermiştir.’
Böyle diyordu.
Mehmet Ali Talat’ın Abdullah Gül ile Genelkurmay’ı ziyareti...
Bildiri savaşı...
Askeriyenin ‘patron biziz’ tavrı...
Bunların hepsi Türkiye’yi ve KKTC’yi yaralayan yanlışlardı.
Hükümet doğruyu iki adım sonra yakaladı.
Doğru, gecikerek yakalandığı için de hamlenin etkisi azaldı, son adımdaki makyaja rağmen görüntü bozuldu.
KKTC Cumhurbaşkanı neyi hedefliyordu?
AB’nin verdiği ama hala gerçekleştirmediği ‘KKTC ile doğrudan ticaret’ sözünü yerine getirmesini.
Biliyorsunuz Almanya, AB’nin yeni dönem başkanı.
Gelen haberlere bakılırsa AB, Rumları atlayarak KKTC ile doğrudan ticarete başlayacak. Buna Rumlar dışında karşı duran pek kalmamış.
KKTC de pratikte bir değeri olmayan Lokmacı jestiyle Almanya’nın elini rahatlatmak istiyordu.
Ama askeri bürokrasimiz bu inceliği kavrayamadı.
Eski alışkanlıklarının kurbanı oldu.
Ağır ağır...
Yavaş yavaş...
Diye düşünmek bana göre değil.
Çağdaş demokrasi bir tane.
Orada ‘asker sivile tabi.’
Asker sivil karmaşası yüzünden biz doğruları bulmakta zorlanıyoruz.
Bulsak da ancak iki adım sonra buluyoruz.
Gerçek bir demokrasi olduğumuzda...
Doğruyu da ilk adımda bulacağız.
O zaman da, doğru politikalar için yanlış bedeller ödemek zorunda kalmayacağız.
www.gazetem.net sitesinden alınmıştır.
Mehmet Altan