Almanya - İsrail Yakınlaşması


Göktürk Tüysüzoğlu
31 Mart 2008
                           
                                                         

Günümüzde Dünya Siyaseti çok ilginç olaylara sahne oluyor. Küresel rekabette öne geçmek isteyen aktörler, kimsenin tahmin edemeyeceği hareketlerde bulunup tüm dünyayı şaşırtabiliyor ve yeni hesapların ortaya çıkmasına neden olabiliyorlar.

İşte, bu tip ilginç gelişmelerden birisi de Almanya-İsrail İlişkilerinde yaşanmaktadır. Uzun yıllar boyu birbirlerinden nefret eden bu iki devlet günümüzde siyasi müttefik haline gelmişlerdir. Günümüzde bu iki devlet arasında neler yaşandığını açıklamadan önce şu gerçeklerin ortaya konmasında yarar var. Almanya, gerçekleştirdiği Yahudi Soykırımı ile İsrail’in kurulmasının en büyük sebeplerinden biri. Almanlar ile Yahudiler, İkinci Dünya Savaşı yıllarından beri birbirlerinden ölesiye nefret ediyorlar. Hatta, Alman Neo-Nazi Grupları arasında Hitler’in Yahudilere yaptığı hareketleri tasvip eden insanlar bulunuyor. İsrail’de yaşayan Yahudiler ise Araplarla birlikte Almanları, Yahudi Toplumu’nun gerçek düşmanı olarak görmektedirler. İsrail-Almanya İlişkileri Soğuk Savaş yıllarında o kadar kötü durumdaydı ki, Almanya, İsrail’i 1965’te tanımıştır. İlk Alman Büyükelçisi İsrail’e 1965’te gelmiştir. Hatta, ilk Alman Büyükelçisi’nin gelişi sırasında olaylar yaşanmış ve İsrailliler daha 20 sene önce kendilerine soykırım uygulayan bir devlet ile ilişki kurmaya karşı çıkmıştır. O yıllarda bölünmüş durumda olan Almanya ise, Arapları fazla kızdırmamak ve Doğu Almanya’nın Araplar tarafından tanınmasını önlemek için İsrail’i çok geç tanımıştır. Soğuk Savaş yıllarında Filistin-İsrail İlişkilerinde Almanların, İsrail’den daha çok Arapları desteklediği de söylenebilir. Bilindiği gibi 1972 Münih Olimpiyatları sırasında, birçok İsrailli sporcu Araplar tarafından öldürülmüş ve bu sporcular daha sonraları İsrail için birer sembol haline gelmişlerdi

1990’da Soğuk Savaş’ın bitmesi ve Doğu ile Batı Almanya’nın birleşmesi sonucu Almanya’nın dış politikasında da değişimler yaşanmış ve Almanlar hızla küreselleşen dünyada etkin olabilmek için dünyanın tüm bölgelerinde var olmak gerektiğinin farkına varmışlardır
. Bu politika çerçevesinde Almanya’nın Ortadoğu’ya olan ilgisi de artmış ve İsrail ile olan ilişkiler de gelişmeye başlamıştır. Helmut Kohl ve Gerhard Schröder Dönemleri’nde oldukça dengeli bir Ortadoğu Politikası izlemiş olan ve ABD Politikaları’na eklemlenmekten ziyade kendi politikalarını oluşturmaya çalışan Almanya, oldukça bağnaz bir Hıristiyan Demokrat olan Angela Merkel’in iktidara gelmesiyle Amerikan yanlısı bir tutum izlemeye başlamış ve açıkçası Ortadoğu Politikası’nda da denge kavramını yitirmiştir.

2008 Mart’ında İsrail’in kuruluşunun 60.yılı nedeniyle düzenlenen etkinliklere katılan Almanya Başbakanı Angela Merkel, oldukça ilginç açıklamalarda bulunmuştur. İsrail’in en büyük destekçilerinden birinin Almanya olduğunu belirten Merkel, bu ülkeye ekonomik, siyasi ve askeri desteklerini arttıracaklarını belirtmiş, İsrail’in Gazze’de sürdürdüğü operasyonların tüm dünyaca (hatta ABD tarafından bile) eleştirildiği bir zamanda, İsrail’i destekleyici ve Filistinlileri, eli kanlı teröristler olarak nitelendirici açıklamaları İsrail Basını’nı dahi şaşırtmıştır. İsrail’in ezeli düşmanı olan İran’ı da uyaran Merkel, bu ülkenin nükleer silaha kavuşmasını engelleyeceklerini ve dolayısıyla bu ülkenin İsrail’e tehdit oluşturamayacağını belirtmiştir. Merkel, İsrail ziyareti esnasında İsrail Meclisi Knesset’de konuşma yapmış ve Knesset’de oluşturulmuş olan Çalışma Grupları’nın toplantılarına da katılmıştır. Angela Merkel, Almanya ile İsrail’in arasında eğitim, savunma ve kültür alanlarında işbirliği imkanlarının arttırılacağını da belirtmiştir.

Uluslararası kaynaklar, Angela Merkel’in İsrail Ziyareti’ni yorumlarken çeşitli noktalara vurgu yapmışlardır. Birincisi, Almanya’nın hala ‘Yahudi Soykırımını’ gerçekleştirmiş olmanın etkisinde olduğu ve İsrail’e yanaşarak bu suçluluğunu biraz olsun azaltmak amacında olduğudur. İkinci önemli nokta ise, Almanya’da sürekli olarak artan etnik-dinsel çatışmaların ve özellikle Müslüman göçmenlerin yarattığı sıkıntıların etkisiyle Hıristiyan Demokrat bir lider olan Angela Merkel’in, Hıristiyan-Yahudi İşbirliğine vurgu yapmak istemesi ve bu konuda İsrail’in desteğini almak amacıdır.

Üçüncü önemli nokta ise Almanya’nın İsrail’e yaklaşarak, ABD Politikaları’na destek verdiğini göstermek istemesidir. Merkel, Almanya’nın uluslararası alanda güçlenmesini tamamen ABD Politikaları’nın başarısına bağlamış durumadır ve ABD ile olan işbirliğini göstermek için onun en büyük müttefiki İsrail ile ilişkileri geliştirmek istemektedir.
Ancak, Merkel, İsrail’in en büyük dostunun Almanya olduğunu belirterek ‘kraldan çok kralcı’ bir tutum izlemiş ve uluslararası camiadan ve hatta ABD’den ile dengesiz açıklamaları nedeniyle uyarı almıştır. Alman Sosyal Demokratlar da Merkel’in ortaya koyduğu Ortadoğu Politikası’ndan oldukça rahatsız durumdadırlar. Buna sebep olarak da Merkel’in Alman Dış Politikası’nı ABD’nin ipoteğine bağlamış olmasını ve Ortadoğu ile ilgili geleneksel denge politikasını bozmuş olmasını gösteriyorlar.
Kısacası, küresel rekabette her gün yeni bir perde oynanmaktadır. Almanya da bu rekabette geri planda kalmamak ve başrol kapmak için eski düşmanı Yahudiler ile temasa geçmiş ve onların küresel süper güç ABD üzerindeki nüfuzundan yararlanarak, asıl amacı olan ABD ile daha sıkı ilişkiler geliştirme düşüncesine meşruiyet kazandırmak istemiştir. Bakalım küresel oyunda bundan sonra hangi ilginç gelişmeler yaşanacak…

gokkturk@hotmail.com