İtalya, Berlusconi ve Seçimler


Göktürk Tüysüzoğlu
15.4.2008     
                                                                                             
Avrupa’nın güneyinde, 58 milyonluk bir nüfusa sahip olan ve Avrupa ülkeleri içinde Almanya’dan sonra ulusal birliğini en geç sağlayan ülke olarak bilinen İtalya, bugünlerde bir kez daha gündeme oturmuş durumda. Sebep ise çoğu zaman olduğu gibi gerçekleştirilen seçimler. İtalya, bir AB üyesi olmasına rağmen Avrupa’nın siyasal açıdan en kaotik ülkelerinden biri. Biraz da Akdenizli genlerinin etkisinden olsa gerek bu ülkede siyaset yapmak da siyasetçi olmak da çok zor. Bu ülke son 63 yılda tam 62 tane hükümet gördü, bu nedenle halk her an seçim yapılacakmış gibi yaşamaya alışmış durumdadır.

İtalya’nın en ilginç özelliklerinden biri de siyasi yelpazenin hem sağında hem de solunda çok sayıda büyüklü-küçüklü partinin bulunması. Adeta her aklına esen bir parti kuruyor ve siyasal alanda bölünmelere neden oluyor. Kimilerine göre bu demokrasinin iyi işlediğinin bir göstergesi olsa da, bu çeşit bir demokrasinin günümüzde işlemeyeceğini görmek için kahin olmaya da gerek yok. Bu sistem, İtalya’nın sürekli olarak çalkantılı bir siyasi ortam içinde kıvranmasına neden oluyor.


İtalya’da gerek işçi, işveren kesimi, gerekse de bürokrasi kesimi ülkenin bu çok çalkantılı yapısına alışmış durumdadırlar. Yapılacak yatırımlar, alınacak kararlar ve uygulanacak politikalar 3 ay sonra seçim olabileceği realitesi göz önünde bulundurularak kararlaştırılır. İtalyan Siyasal Sistemi, seçimlerde 1 veya 2 partinin tek başına ya da birlikte çoğunluğu sağlamasına imkan vermediği için, sağda ve solda yer alan büyüklü-küçüklü birçok parti bir liderin gözetiminde birleşip, seçim ittifakı yaparlar. Bu ittifak sırasında, ittifaka katılan partilerin isimleri, yapıları ve tüzel kişilikleri değişmez. Oluşturulan ittifaka ortak değerleri yansıtan bir isim verilir ve partilerin aldıkları oylar bu ittifakın oylarına dahil edilir. Gerek sağ partiler, gerekse de sol partiler seçim dönemi geldiğinde hemen geniş tabanlı bir ittifak arayışı içerisine girerler. İtalyan Seçim Yasası, bu ittifakların oluşturulmasına ve seçimlerde yarışmasına izin vermektedir. Aslında, buna mecbur kalınmaktadır. Eğer bu uygulama olmazsa İtalyan seçimleri asla sonuçlanamaz.

İtalya’da geçtiğimiz Pazar düzenlenen Meclis ve Senato Seçimleri’nin nedeni, ülkeyi sol eğilimli Zeytin Dalı İttifakı adı altında yöneten Başbakan Romano Prodi’nin Ocak atında güvenoyu alamaması ve bunun üzerine seçim kararının alınmasıydı. Yapılan seçimler sonucunda liderliğini Silvio Berlusconi’nin yaptığı Merkez Sağ İttifak %47 civarında oy alarak seçimleri kazanmıştır. Merkez Sağ İttifakı’nın en önemli bileşenleri de Berlusconi’nin Özgürlükçü Parti’si, Kuzey İtalya’nın İtalya’nın geri kalanından ayrılmasını savunan, yabancı düşmanı, faşist eğilimli Kuzey Birliği, Özerklik Hareketi ve Ulusal Birlik Partisi’dir. %38 oranında oy alarak seçimleri kaybeden Merkez Sol İttifak ise Walter Veltroni liderliğinde hareket ediyordu. İttifakın en önemli üyeleri ise Demokrat Parti ve Değerler İtalya’sı Partisi idi. Herhangi bir ittifaka dahil olmayan Hıristiyan Demokratlar ve Merkez Demokratlar %5 civarında oy alırken, aşırı solcu nitelikleri ile bilinen Gökkuşağı Solu %3 civarında oy almıştır. İtalyan Seçim Sistemi marjinal partilerin iktidara gelmesini neredeyse imkansız kılmakla birlikte, yeni oluşacak Sağ eğilimli Koalisyon Hükümeti’nin ayrılıkçı ve faşist Kuzey Birliği ile neo-faşist özellikleri ile bilinen Gianfranco Fini’nin Ulusal Birlik Partileri’ne oldukça bağımlı olacağı ortaya konmaktadır. İtalya’nın gördüğü en ırkçı hükümetlerden biri olacağına dair genel bir öngörü Dünya Medyası’na da hakim durumdadır. Silvio Berlusconi, hükümetin kurulmasının ardından ilk işinin adalet, eğitim ve ekonomi konularında yeni önlemler almak olacağını belirtti. Ancak, özellikle sol görüşlü uzmanlar yeni hükümetin neo-liberal politikalara sıkı sıkıya sarılarak, sosyal devlet ilkesini çiğneyeceğinden endişeliler.

Gelelim yeni Başbakan Silvio Berlusconi’ye... Onun için çok şey söylenebilir. Bu popülist yönleri ağır basan Kuzey İtalyalı lider, halkın bir kısmı tarafından çok sevilirken simetrik biçimde geri kalan halk topluluğu da ondan nefret etmektedir. Daha önce 2 defa Başbakanlık yapan Berlusconi, bu deneyimlerini 1994’te ve 2001-2006 arasında yaşadı. Özellikle 2001-2006 arasında tam 5 yıl görevini sürdürmesi onun İtalya’nın en uzun süreli Başbakanı olmasını sağlamıştı. 2006’da Prodi’ye karşı seçimleri kaybetmesini uzun süre kabullenemeyen bu popülist lider bugün görevi tekrar üstlenecek olmanın mutluluğu içerisindedir.

Berlusconi, siyasetçi kimliğinin yanı sıra 12 milyar dolarlık şahsi serveti ile İtalya’nın en zenginlerinden biri durumunda. Özellikle medya alanında yatırımları bulunan Berlusconi’nin ülkenin en büyük 3 özel TV’sinin, en büyük gazetesinin ve en büyük yayınevinin sahibi olduğunu da belirtelim. Silvio Berlusconi, aynı zamanda futbol aşığı olarak da biliniyor. İtalya’nın uluslararası alandaki en başarılı takımı AC Milan’ın sahibi de Berlusconi’den başkası değil. Hatta, şimdi Özgürlükçü Parti olan partisinin ismi daha önce AC Milanlı taraftarların tezahüratlarından esinlenilerek oluşturulmuş Forza Italia idi.

Silvio Berlusconi; çapkınlıkları, gittikçe koyulaşan ten rengi, estetik ameliyatları ve hakkında açılan yolsuzluk davalarıyla da tanınıyor. Yolsuzluk suçlaması ile 2003 yılında mahkeme önüne çıkan Berlusconi, bu suçlamayla görevi devam ederken mahkeme önüne çıkan ilk İtalya Başbakanı. Zimmetine para geçirme, vergi kaçırma, hesaplarda sahtecilik ve rüşvet gerekçeleriyle tam 6 kez dava edilen bu ilginç siyasetçi, bu davaların bazılarından aklandı, bazı davalar üst yargı organları tarafından durduruldu, bazı davaları da zamanaşımına uğradı. Son olarak hakkında açılan bir sahtecilik davası, önümüzdeki günlerde görüşülecek olan Berlusconi, bu davadan da kurtulacağına emin.

Ülkemiz Başbakanı ile de çok yakın ilişkiler içinde bulunan Berlusconi, ideolojik olarak da oldukça benzeştiği ülkemiz iktidar partisi ile yakın teması hiç kesmiyor
. Berlusconi, daha önce Başbakanken, ülkemiz Başbakanı’nın oğlunun düğün törenine de nikah şahidi olarak katılmıştı. Türkiye’nin AB üyeliğine destek veren Berlusconi, daha önceki İtalyan Başbakanı Romano Prodi’ye göre bu konuda daha açık sözlü ve desteğini sürekli olarak vurgulayan bir isim. Ancak, bu konuda bu defa biraz zorlanacak gibi çünkü koalisyon ortaklarından Kuzey Birliği Türkiye’nin AB üyeliğine şiddetle karşı çıkıyor.

Görüldüğü gibi İtalya’da bir kez daha yeni bir sayfa açılmış durumda. Şimdi herkesin merak ettiği bu dönemin ne kadar süreceği. 2001-2006 arası tam 5 yıl Başbakanlık yapmayı başarmış Berlusconi bakalım bu sefer ne kadar dayanacak?..


gokkturk@hotmail.com