Radovan Karadzic Yakalandı


Göktürk Tüysüzoğlu
24.7.2008

                                                                                                   

Uzun yıllardır aranan savaş suçlusu Radovan Karadzic geçtiğimiz günlerde Belgrad’da bir belediye otobüsünde yakalandı. Yakalandığında tanınmayacak kadar değiştiği gözlemlenen Karadzic’in uzun yıllardır Belgrad’da bir hastanede sahte bir isimle görev yaptığı da açıklandı. Bilindiği gibi Radovan Karadzic, 1992-1995 arasında yaşanan Yugoslav İç Savaşı’nda Bosnalı Sırpların lideri olarak ünlenmişti. Milliyetçi Sırpların hala bir kahraman olarak gördükleri Karadzic, dönemin katliam triosu Ratko Mladic-Zeljko Raznatovic-Radovan Karadzic grubunun siyasal kuramcısı ve önderi idi.

                                                                                                                                      
Slobodan Milosevic’in Yugoslavya topraklarında uygulamaya çalıştığı Sırp yanlısı politikaların en önemli destekçilerinden biri olan Karadzic, o dönemin siyasetine adeta damgasını vurmuştu. Bosna doğumlu bir Sırp olan Radovan Karadzic, komünizm karşıtı ve Tito düşmanı bir ailede büyümüş ve küçüklüğünden itibaren Sırp milliyetçiliğine eğilim göstermiştir. Gençliğinde Tito karşıtı eylemlerde de bulunmuş olan bu isim, Sırp milliyetçi uyanışının en önemli isimlerinden şair Dobrica Cosic’in de en önemli takipçilerinden biriydi. Tıp tahsili yapan ve psikiyatr olan Karadzic, eğitiminin bir bölümünü de ABD’de sürdürmüştü. Yugoslavya’ya dönünce Belgrad’da çalışmaya başlayan Karadzic, Sırp milliyetçilerinden ve özellikle de çok sevdiği şair Dobrica Cosic’ten gördüğü destek sayesinde politikaya atılmış ve Bosna’da kurulan Sırp Demokratik Partisi’nde hızla yükselmiştir. Basamakları hızla tırmanan Karadzic, 1980’lerin sonundan itibaren Slobodan Milosevic’in en yakın adamlarından biri olmuş ve Yugoslavya’nın dağılması sırasında da Bosna-Hersek’in bağımsızlığını desteklemeyen Bosnalı Sırpların lideri haline gelmiştir.

Bu dönemde, Slobodan Milosevic’in Eski Yugoslavya topraklarında kurgulamaya başladığı yayılmacı politikasında önemli bir siyasi figür haline gelen Radovan Karadzic, 1992’nin ortalarından itibaren Bosna’daki iç savaşta sözü geçen bir aktör durumundaydı. Karadağ doğumlu Sırp General Ratko Mladic ve eski bir hükümlü olan Sırp Mafyası’nın önemli ismi Zeljko Raznatovic (Arkan) ile ortak çalışmaya başlayan Radovan Karadzic, savaş sırasında binlerce sivilin öldürülmesinden ve öldürülmeyenlerin de çeşitli işkencelerden geçirildikten sonra Bosna-Hersek topraklarını terk ettirilmesinden de birincil derecede sorumludur. Saraybosna Kuşatması ve Srebrenica Katliamları’nda da önemli bir rolü bulunan Karadzic, uluslararası arenada uzlaşmaz tavrı, inatçı kişiliği ve acımasızlığı ile tanınıyordu. Açıkçası bu özellikler insan psikolojisi ile ilgilenen bir kişi doktor için oldukça ironik gözüküyor. Bu arada, Radovan Karadzic’in yüzlerce Bosnalı Hırvat’ın öldürülmesinden de sorumlu olduğunu ve kendi politikalarına karşı çıkan eski komünistler ve Bosnalı Sırpları da ortadan kaldırmakta hiç tereddüt etmediğini belirtelim.

Ancak, savaşın bitmesi ve uluslararası konjonktürün de değişmesiyle işler Karadzic’in aleyhine dönmüştür. Önce uluslararası arena tarafından sıkıştırılmaya başlanan Sırbistan daha sonra halkın da Milosevic’in aleyhine dönmesiyle iyice köşeye sıkışmıştır. Slobodan Milosevic’in devrilmesi ve daha sonra da Sırbistan’ın AB yanlısı adımlar atmaya başlaması, Karadzic’i iyice umutsuzluğa sürüklemiştir.

Radovan Karadzic’in en yakın dostları olan Ratko Mladic, Zeljko Raznatovic ve onların doğal lideri Slobodan Milosevic’in, Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi tarafından ‘savaş suçu’ ve ‘insanlığa karşı suç’ ile aranmaya başlanmasının ardından Karadzic’in de kaçış serüveni başlamıştır. Bu süreç boyunca; Zeljko Raznatovic çok şey bildiği gerekçesiyle Milosevic tarafından 2000 Ocak ayında öldürtülmüş, Milosevic iktidardan düşürülmüş ve Savaş Suçları Mahkemesi’nde yargılanırken ölmüş, Karadağ ve Kosova Sırbistan’dan bağımsızlıklarını ilan etmiş ve Sırbistan’da da Avrupa Birliği yanlısı siyasi partiler güçlenmiştir. Hatta, Sırp Yönetimi savaş suçlularını teslim etmediği için AB tarafından eleştirilmiş ve eğer suçluları Uluslararası Savaş Suçluları Mahkemesi’ne teslim etmezse, AB’ye üye olarak alınmamakla tehdit edilmiştir.

İşte, bu gelişmeler yaşanırken Radovan Karadzic yakalanmıştır. Çok büyük bir olasılıkla kısa süre içinde de Uluslararası Savaş Suçları Mahkemesi’ne teslim edilecek ve yargılanmaya başlayacaktır. Karadzic de yakalanınca geriye sadece Ratko Mladic kalmıştır. Onun da oldukça hasta ve çökmüş halde olduğu yönünde haberler dolaşmaktadır. Radovan Karadzic’in yakalanması, Boşnaklarda ve Hırvatlarda büyük bir sevinç dalgası yaratırken, Sırp Milliyetçileri’nde ve Sırp Radikal Partisi’nde büyük bir moral çöküntüye yol açmıştır. Batı yanlısı Cumhurbaşkanı Boris Tadic ve yandaşları ise, Sırbistan’ın AB’ye katılabilmek için geçmişteki yanlışların faturasını ödemek zorunda olduğunu belirtmiş ve Karadzic’in bir suçlu olduğunu ortaya koymuştur.

Karadzic, kimileri için resmi duvarlara asılan bir kahraman, çoğu kişi için de bir caniydi. Ancak, onun yakalanması Sırbistan’da ve genel olarak Balkanlar’da bazı olumlu değişimlerin kapısını aralayabilir. Her şeyden önemlisi Sırpların yavaş yavaş da olsa hatalarını anlamaları ve telafi etmeye çalışmaları bile başlı başına dramatik bir değişim ve gelişim sürecine işaret etmektedir.

gokkturk@hotmail.com