Kosova, Soğuk Savaş’ın bitimiyle çok zor bir döneme girmişti. Sırp lider Slobodan Milosevic’in Yugoslavya’nın liderliğini ele alması ve ardından artan Sırp milliyetçiliği Yugoslavya’nın her yanında olduğu gibi Kosova’da da büyük etnik problemler ortaya çıkarmıştır. 1990 sonrası oluşan konjonktürde Yugoslavya Federal Sistemi’ni oluşturan Slovenya, Hırvatistan, Makedonya gibi ülkeler Yugoslavya’dan ayrılıp bağımsızlıklarını ilan ederken, Bosna-Hersek ve Kosova da bağımsızlıklarını ilan etmiş ancak Sırpların kontrolündeki Yugoslav Devleti bu bağımsızlık ilanlarını tanımamıştı. Bosna-Hersek’te Sırpların yarattığı iç savaş ve yerel Sırp milisleri ile işbirliği yapan Yugoslavya Ordusu’nun yaptıkları katliamlar herkes tarafından çok iyi biliniyor. Bosna-Hersek, ABD’nin müdahalesi ile bağımsız olmuş ve Sırp zulmünden de oluşturulan federal sistem sayesinde kurtulmuştur. Kosova’da ise durum daha farklıdır. Bilindiği gibi Osmanlı zamanında yaşanan Birinci ve İkinci Kosova savaşları nedeniyle bu bölge ayrı bir önem taşımaktadır. Sırplar, bu savaşlarda aldıkları mağlubiyetlerin acısını hiçbir zaman unutmamış ve Kosova’yı elde tutmak Sırp milliyetçiliğinin bir numaralı hedefi haline gelmiştir. Kosova, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Slovenya’dan farklı olarak Yugoslavya’yı oluşturan devletlerden biri olarak değil, sadece Sırbistan Federe Devleti’ne bağlı bir özerk bölge olarak kabul edilmiştir. Bu bakımdan Kosova’nın Sırbistan’dan bağımsızlığını elde etmesi bir uluslararası hukuk sorunu doğuracaktı. Bilindiği gibi, uluslararası hukuk halklara self-determinasyon hakkını verse de, önceliği devletlerin toprak bütünlüğüne vermektedir. Kosova’da 1997 sonrası yaşanan iç savaş ve Arnavut-Sırp ihtilafı üzerine, AB ve NATO bu durumu durdurmak istemiş ve yine NATO uçakları 1999’da Belgrad’ı bombalayarak Sırpların Kosova’ya olan müdahalesini durdurmuştur. 1999’dan sonra NATO ve BM’nin gözetiminde ve Sırbistan’dan göreceli olarak bağımsız bir Kosova oluşturulmuştur. Türkiye de 1999 sonrası Kosova’da Barış Gücü’nde yer almış ve bu bölgede halkın sevgisini kazanmıştır. Ülkemiz ile Kosova arasında eğitimden sağlığa birçok alanda, birçok konuda işbirliği yapılmaya başlanmıştır.
Kosova, Karadağ’ın da Sırbistan’dan ayrılmasının ardından görünüşte hiçbir bağının olmadığı sadece hukuksal açıdan bağlı olduğu Sırbistan’dan ayrılmak istediğini ve bağımsızlığını ilan edeceğini belirtmiştir. Bunun üzerine Sırbistan bunun olamayacağını, bunun bir uluslararası hukuk ihlali olacağını belirtmiş ve Rusya da onu desteklemiştir. Yine, ayrılıkçı bölgelere sahip olan İspanya, Slovakya, Romanya, vb. ülkeler bu bağımsızlığa karşı çıkmışlardır. Yunanistan ve Güney Kıbrıs da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin de Kosova gibi tanınabileceğini düşünerek bu bağımsızlığa karşı çıkmışlardır. Ülkemiz ise Kuzey Kıbrıs konusunda Kosova’nın bağımsızlığının bir örnek olabileceğini düşünmüş ayrıca Balkanlar’da kendisine dost ve müttefik olabilecek bir ülke olan Kosova’yı desteklediğini belirtmiştir. Bazı görüşlere göre Irak’ın kuzeyindeki Kürt Yönetimi de ileride Kosova gibi bağımsızlığını ilan etse, burası da tanınacak ve Türkiye’nin aleyhine bir durum olacaktır. Bu kişilere göre, bu Kürt Bölgesi nedeniyle, Kosova’yı tanıması, Türkiye için kötü bir emsal teşkil edecektir.
Uzun süren görüşmelerin sonuçsuz kalması üzerine, eski bir gerilla lideri olan Haşim Taçi’nin Başbakanlığı’nı yaptığı Kosova, ABD ve AB’nin birçok üyesinin de desteğini alarak bağımsızlığını ilan etmiştir. Rusya, Kosova’nın kendi içinde yaşayan özerk bölgelere de emsal teşkil edeceğini düşünerek ve Kosova’nın Balkanlar’da önemli bir NATO üssü olacağını düşünerek bu durumu kabul etmemekte ve birçok ülkeyi hem BM’de hem de diplomatik kanallardan uyarmaktadır. ABD ise Balkanlar’da yeni bir müttefik ve operasyonel üs kazandığı için kazançlı durumdadır. AB ise bu konuda da bir birlik görüntüsünün çok uzağında kalmış ve yine hayal kırıklığı yaratmıştır.
Kimi uzmanlar Kosova’nın bağımsızlığının Arnavut milliyetçiliğini tetikleyeceğini ve bu durumun Makedonya’yı da içerdiği Arnavut nüfus dolayısıyla karıştıracağını belirtmektedirler. Arnavutluk makamları ise Kosova ile birleşme ve diğer ülkelerden toprak talep etme gibi bir isteklerinin olmadığını ve olmayacağını belirtmişlerdir.
Sonuç olarak, Balkanlar’dan hiçbir zaman eksik olmayan kaos yine uluslararası camianın kapısını çalmıştır. Bu bölge için söylenebilecek tek şey, 19 farklı etnik grup ve 16 yaşayan dilin bulunduğu bu coğrafyada her şeyin pamuk ipliğine bağlı olduğudur.
gokkturk@hotmail.com


Kosova’nın Bağımsızlığı ve Ayrılıkçı Bölgeler
Göktürk Tüysüzoğlu
22 Şubat 2008
Kosova, 17 Şubat 2008 Pazar günü saat 16 itibarıyla Sırbistan’dan ayrıldığını ve bağımsızlığını ilan ettiğini tüm dünyaya duyurmuştur. Aslında, uzun zamandır beklenen bu gelişme uluslararası camiayı da fazla şaşırtmamıştır. Bilindiği gibi Kosova dağılan Yugoslavya’ya bağlı 2 özerk bölgeden biriydi. Diğer özerk bölge Sancak çok etnikli yapısı ve halkının ortak değerler üzerinde anlaşamaması sonucu Sırp baskısı altında ezilmiş ve daha sonra da 2’ye bölünerek, yarısı Sırbistan’da diğer yarısı da yeni bağımsız olan Karadağ Cumhuriyeti’nde kalmıştır. Kosova ise iç dinamikler itibarıyla Sancak’tan farklı özellikler göstermektedir. 2 milyona yakın nüfusu olan Kosova’nın nüfusunun %85-86’sını etnik Arnavutlar oluştururken, %10 kadar Sırp da özellikle Sırbistan sınırındaki illerde ve özellikle de Kosova’nın kuzeyindeki Mitrovica kentinde yaşamaktadır. Nüfusun geri kalan kısmını da Türk, Makedon ve Romanlar oluşturmaktadır.