2006'dan 2007'ye Dünya Ekonomisi

Mahfi Eğilmez


26-12-2006 (Radikal)


2006 yılı dünya ekonomisinin yükselişinin sürdüğü ve gelişmiş ülkelerin yüzde 3, gelişme yolundaki ülkelerin yüzde 7 oranında büyüdüğü bir performans sergilediği bir yıl oldu. Dünyanın en büyük üç ekonomisinden ABD yüzde 3.4, Avrupa Birliği yüzde 2.8 ve Japonya yüzde 2.7 oranında bir büyümeyle yılı tamamlayacak görünüyor. Bu büyümenin altında yatan itici güç kuşkusuz dünya ticaret hacminin yüzde 9 oranında büyümüş olması. Kapitalizmin temel önermelerinden birisi olan ticaret artışının refahı da artıracağı iddiası bir kez daha doğruluğunu kanıtlamış görünüyor. 2006 yılının Mayıs ayında yeni yükselen pazarlarda başlayan dalgalanmanın bir miktar sarsıntıya yol açmasına karşın bir kriz yaratmadan atlatılması dünya ticaretindeki bu canlılık sayesinde oldu.

Buna karşılık 2006 yılı bazı ekonomik risklerin arttığı bir yıl olarak da dikkati çekiyor. Bunların başında gelişmiş ülkelerde baş gösteren enflasyon yükselişi geliyor. Gelişmiş ülkelerde ortalama enflasyon 2006 yılında son yılların en yüksek düzeyine çıkarak yüzde 2.5'in üstüne tırmandı. Buna karşılık ABD Merkez Bankası durgunluğa geçişi hızlandırmamak için faizleri artırmıyor. Çünkü enflasyonda ortaya çıkacak küçük bir artışın olumsuz etkisi, durgunluğa girişin yaratacağı etkiden çok daha düşük kalacak. Uzun yıllar negatif ya da sıfır enflasyonla yaşayan Japonya'da da artık pozitif bir enflasyon var. Gelişmekte olan ekonomilerde ortalama enflasyon yine yüksek kaldı (yüzde 5) .

Gelişmiş ülkelerin bir bölümünde bütçe açıkları devam ediyor. ABD bütçe açığını yüzde 3'ün altına indiremedi. Japonya yüzde 5.2 oranında bütçe açığı verdi. Üç büyük ekonominin en başarılı olanı Avrupa Birliği de Fransa, Almanya ve İtalya'nın olumsuz katkıları nedeniyle yüzde 2'nin üzerinde bir bütçe açığı yaşıyor. Bütçe açığı ortalaması gelişme yolundaki ülkelerde ihmal edilecek derecede düşük bir ortalamayı gösteriyor.

Cari açık 2006 yılında dünyanın bir bölümünü doğrudan, kalan bölümünü de dolaylı olarak tehdit etmeye devam etti. ABD 800 milyar doların üzerinde bir cari açıkla karşı karşıya. Buna karşılık Avrupa Birliği'nin en önemli ekonomisi olan Almanya cari fazla veriyor. Cari fazla veren diğer iki önemli ülke Japonya ve Çin. Çin'in 800 milyar dolara ulaşan cari fazlası ve 1 trilyon dolara yaklaşan rezervleri, ABD'nin cari açığını nasıl finanse ettiğini de açıklıyor. Sorunun 2006 yılında bu yolla çözülmüş olması ABD'nin bu inanılmaz cari açığı 2007 yılında nasıl finanse edebileceğine ilişkin bir ipucu oluşturmuyor.

Dünya ekonomisinin yüzde 27'sini oluşturan ABD ekonomisin 2007 yılında nasıl bir performans sergileyeceği en önemli konu. Çünkü bu büyüklükteki ABD ekonomisinde ortaya çıkabilecek bir sıkıntı dünyayı da sallayacak gibi görünüyor. Bütün olumsuz ekonomik gelişmelere karşın ABD ekonomisinin 2006 yılında büyük bir sıkıntıya girmemesi yüksek sayılabilecek bir büyüme performansının devamıyla sağlandı. 2007 yılında ekonominin bu hızı koruyup koruyamayacağı, ya da eğer bir düşüş olacaksa bunun ne boyutta olacağı en fazla sorgulanan konuların başında geliyor. İktisatçılar bu noktada ikiye ayrılıyor. Bazıları ABD'nin durgunluğa girmesinin kaçınılmaz olduğunu, bazıları da 2007 yılının hafif bir sallantıyla atlatılacağını söylüyor. Petrol ihraç eden bazı ülkelerin döviz rezervlerinde dolardan avroya dönüş uygulaması içine girmiş olmaları ABD'nin cari açığını finanse etmekte zorlanmasına karşılık bu değişimin dolara daha da değer kaybettirmesi sonucu cari açığın azalması sonucunu da yaratabilir.

Bütün bu olasılık ve tartışmalar 2007 yılında dünyayı en fazla etkileyecek konunun ABD ekonomisindeki gelişmeler olacağını gösteriyor bize. ABD'nin 2007 yılını hafif bir sallantıyla atlatması mümkün olursa Avrupa Birliği ile Japonya'nın ve dolayısıyla dünya büyümesinin önü açılacak gibi görünüyor. Eğer bu beklenti gerçekleşirse Türkiye açısından seçimlerin yaratacağı sıkıntıları aşmak daha kolaylaşabilir.



Mahfi Eğilmez