Zirvede en çok tartışılan konular şunlardı: ABD’nin Doğu Avrupa’ya yerleştirmek istediği Füze Savunma Sistemi, Afganistan’daki gelişmeler, Hırvatistan, Arnavutluk ve Makedonya’nın NATO’ya kabulü, Gürcistan ve Ukrayna’nın NATO Üyeliği’ne hazırlık aşaması olan MAP (Membership Action Plan)’a kabul edilip edilmeyeceği, Kosova’nın bağımsızlığı ve NATO-Rusya İlişkileri.
Zirve boyunca üzerinde en çok durulan konulardan biri de 2002 yılından sonra ilk kez Rus Devlet Başkanı Putin’in de NATO Zirvesi’ne katılmasıydı. Bilindiği gibi Putin, NATO’nun genişleme dalgasına en çok karşı çıkan dünya lideri konumunda. Vladimir Putin, görev süresi dolduğu için Mayıs 2008’de yerini Dmitri Medvedev’e bırakacak. Bu nedenle, NATO Toplantıları’na katılarak hem gerekli mesajları vermiş oldu, hem de Medvedev’in politikalarına bir yön vermek istedi. Ayrıca, Rusya Devlet Başkanı olarak toplantıya katılan liderlere de veda etmiş oldu. Şunu da belirtmeden geçmemek gerekir, Soğuk Savaş’ın bitimi sonrası, Romanya’yı ziyaret eden ilk Rus Devlet Başkanı da bu zirve nedeniyle Putin olmuş oldu.
Toplantıda konuşulan konulara bakarsak, özellikle Füze Savunma Sistemi konusu ABD ile Rusya arasında büyük tartışmalara neden oldu. ABD; Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne yerleştireceğini açıkladığı bu sistemin Rusya’ya karşı değil, Ortadoğu Ülkeleri’nden gelecek saldırılara karşı konumlandırılmak istendiğini söylese de, Rusya bunun bir bahane olduğunun ve Füze Savunma Sistemi’nin kendisine karşı oluşturulan provokatif bir yapı olduğunun farkında. Bu nedenle bu sisteme karşı çıkan Rusya, ABD’nin Füze Savunma Merkezi’nde Rus görevlilerin de bulunması önerisini şimdilik reddetmiş görünüyor. Bu konu, Putin ve Bush’un gerçekleştireceği Soçi Görüşmesi’nde daha detaylı olarak ele alınacak.
Bilindiği gibi 2001 yılında gerçekleştirilen ‘Sınırsız Özgürlük’ adlı bir operasyonla radikal dinci Taliban Yönetimi’nin iktidardan uzaklaştırıldığı Afganistan’da durum hiç iyi görünmüyor. ABD’nin ve NATO’nun katkılarıyla oluşturulan Karzai Yönetimi, Başkent Kabil’den çıkamaz hale geldi. Çünkü, aşırı dinci Taliban Militanları özellikle Güney Afganistan’da kontrolü ele almış gibi gözüküyor. İşte, bu durumu gören ABD, NATO Müttefikleri’nden Afganistan’a asker göndermelerini istedi. Bu isteğe rağmen, Fransa dışındaki NATO Üyeleri Afganistan’a asker gönderilmesi isteğine sıcak bakmadılar. Asker göndermek isteyen ülkeler de çatışmaların yoğun olarak yaşandığı Güney Afganistan’a değil de daha çok Kabil çevresi ve Kuzey Afganistan’a asker gönderebileceklerini açıkladılar. Açıkçası, Afganistan’da durum her geçen gün kötüye gidiyor ve özellikle Avrupa Ülkeleri bu sorunun kendilerinin değil, ABD’nin sorunu olduğu görüşünde. NATO Zirvesi’nde de bu açıkça ortaya konuldu.
NATO, Balkanlar’da genişleme hareketini ise sürdürüyor. Bu Zirve sırasında da Arnavutluk ve Hırvatistan’ın NATO üye olarak kabul edilecekleri açıklandı. Slovenya, Romanya ve Bulgaristan’dan sonra bu ülkelerin de üyeliğe alınacak olması Balkanlar’ın adeta bir NATO Üssü olmasını sağlayacak. Bu Zirve sırasında Hırvatistan ve Arnavutluk gibi üyelik başvurusunun kabul edileceğine inanılan Makedonya’nın durumu ise ileriki toplantılarda ele alınacak. Makedonya isminin NATO Üyesi Yunanistan tarafından bir devlet ismi olarak kabul görmemesi, Makedonya’nın NATO’ya alınmasını imkansızlaştırıyor. Yunanistan, Makedonya isminin kendi ülkesinde bir bölge olduğunu ve bir devlet tarafından kullanılmasını kabul etmeyeceğini belirtiyor. Yunanlılar, Yugoslavya’nın dağılması ile ortaya çıkan Makedonya Cumhuriyeti’nin, Yunanistan’ın kuzeyindeki Makedonya Bölgesi’nde ayrılıkçı hareketleri körükleyebileceğini düşünerek, hem Makedonya Cumhuriyeti’nin isminin değiştirilmesini istiyor, hem de onun NATO Üyeliği’ni reddediyor. Bu sorun aşılamadığı için Bükreş Zirvesi’nde Makedonya’nın NATO’ya üyeliği kabul edilmedi. Balkanlar’da ortaya çıkan Kosova Cumhuriyeti konusu ise, Rusya ve ABD arasında hararetli tartışmalara neden olurken, tarafların çok farklı görüşte olmaları bu konuda bir sonuca varmanın çok güç olduğunu ortaya koyuyor. Rusya, Kosova’nın ayrılıkçı hareketleri meşrulaştıran bir emsal olduğunu belirtirken, ABD ve AB üyesi NATO Ülkeleri’nin çoğu, Kosova’nın bir örnek olamayacağını belirtiyorlar. Kısacası, bu konuda da bir görüş birliğine varılamadı.
Rusya ile ABD arasında sorunlara neden olan bir diğer konu da Gürcistan ve Ukrayna’nın NATO’ya üyeliği konusudur. Rusya, bu ülkelerin NATO’ya alınmasına ‘yakın çevre’ politikasına zarar vereceği gerekçesiyle şiddetle karşı çıkarken, Batılı ülkeler ve ABD, bu ülkelerin NATO ile işbirliği içerisinde olmasından yana. Bu Zirvede, her 2 ülkenin de NATO Üyeliği öncesi, üye olmak isteyen ülkelerin öncelikle alındığı bir program olan MAP (Membership Action Plan)’a alınması görüşüldü. Ancak, gerek Rusya’nın tehditleri, gerekse de Almanya ve Fransa’nın muhalefetiyle, bu ülkelerin MAP’a alınması şimdilik kabul edilmedi. Özellikle Rusya’nın Gürcistan’daki Abhazya ve Güney Osetya ve Ukrayna’daki Kırım ayrılıkçı bölgelerini tanıyabileceği tehdidi, ABD ve NATO’yu geri adım atmaya zorladı. Ancak, NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer, Ukrayna ve Gürcistan’dan vazgeçmeyeceklerini açıkladı.
Bu Zirvede de görülmüştür ki, Rusya-ABD İlişkileri pek iyi durumda değildir. Özellikle Putin’in göreve gelmesi sonrası bozulan ilişkiler zaman zaman gelişme gösterse de çatışan çıkarlar ve farklı dış politika mekanizmaları nedeniyle uzun vadede yeni bir Soğuk Savaş’ın ortaya çıkması beklenebilir. Tabii, bu sefer Çin ve Hindistan gibi güçlerin tercihleri de çok önemli olacaktır. Kısa vadede ise Mayıs’ta iş başı yapacak olan Medvedev’in politikaları belirleyici olacaktır. Bakalım Medvedev de Putin’in benimseyip uygulamaya çalıştığı Avrasyacı Politikaları mı uygulayacak?
gokkturk@hotmail.com


NATO'nun Bükreş Zirvesi
Göktürk Tüysüzoğlu
6 Nisan 2008
NATO üyesi ülkelerin devlet ve hükümet başkanlarının katıldığı zirve, bu yıl Romanya’nın Başkenti Bükreş’te 2-4 Nisan 2008 tarihleri arasında yapıldı. Zirveye NATO üyesi 26 ülkeden gelen temsilcilerin yanı sıra, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, NATO’ya üye olmak isteyen ülkelerden gelen temsilciler, BM Temsilcisi ve çeşitli uluslararası örgütlerin temsilcileri de katıldı. Zirvenin en ilginç yönlerinden biri de 1990’a kadar Demir Perde Ülkeleri’nden biri sayılan ve SSCB’nin dağılmasının ardından Batı Bloğu’na eklemlenerek 2004 yılında NATO’ya, 2007’de de AB’ye katılan Romanya’nın, NATO Toplantıları’na ev sahipliği yapması idi.