ABD Kürtleri yine yüzüstü bırakmamalı

Herald Tribune

ABD Kürtleri 1975, ardından bir kez daha 1991'de kaderine terk etti. Bu iki ihanetin arasında 16 yıl var. Üzerinden yine bir 16 yıl geçti ve Amerika'nın kasten olmasa da, Irak Kürdistanı'nda yaşayanlara bir kez daha ihanet etmesine ramak kaldı.

Irak Kürtleri ve Kürdistan bölgesinde yaşayan diğer etnik gruplar, Irak'taki ABD güçlerinin cesur müttefikleriydi. Desteklerini kimi zaman, savaşın başında paraşüt birliklerinin kuzeye inmesine izin veren Peşmergeler aracılığıyla Kürt bayrağı altında harekete geçerek gösterdiler.

2003'ten bu yana Irak'a yaptığım birçok gezide, en azından ülkenin kuzeyindeki Iraklı askerlerin büyük çoğunlukla Kürt olduğunu gözlemledim. Kürt askerlerle Amerikan askerleri arasında sıcak ve işbirlikçi bir ilişkinin varlığına dair çok güçlü kanıtlar gördüm. 2005 sonunda Irak ordusunun yapısına dair yapılan istatistiklerde de, ordunun büyük oranda etnik Kürtlerden oluştuğu görülüyor.

Yüzlerini Türkiye'ye dönemezler

Irak'ta böylesine yakın bir Kürt-Amerikan işbirliği, Irak'taki Kürtler açısından potansiyel bir tehdit unsuru ve bu durum onları koruması için ABD'nin omuzlarına ahlaki bir görev yüklüyor.

Irak toplumunun sosyopolitik zemini bir 'patron-müşteri' ilişkisinden oluşuyor. Zengin bir patron müşterilere ihtiyacı olanları tedarik eder, onları korur ve bir kimlik sahibi yaparken, müşteriler de patronlarına sadakat yemini eder. ABD'nin Irak projesine büyük şevkle katılan birçok Kürt başlarda belki de, böylesine güçlü bir patrona bağlanmakla iyi ettiklerini düşündü.

Ancak Kürt liderlerin ABD'yle ilişkilerine dair belirttiği hoşnutsuzluklar, Irak Çalışma Grubu'na verdikleri veciz cevaplardan çok daha önce başlamıştı. Kimi liderler ABD'ye açıkça bağlılık göstermekle iyi edip etmediklerini, uzun vadede ellerine ne geçeceğini yüksek sesle sorgular olmuştu.

Büyük güçlerin 1. Dünya Savaşı sonrasında Kürtlere kendilerinin çoğunluğu oluşturacağı bir ülke vermeyi reddetmesinden bu yana, Kürtler kendi devletlerinin sınırları dışında patronlar arayıp durdu. Irak'taki Şiiler yüzlerini İran'a, Sünni Araplarsa Irak dışındaki Sünni Arap dünyaya dönerken, ABD Irak'tan çekilmeye başladığında Irak Kürtleri yüzlerini kime dönecek? Türkiye'ye mi?

Her ne kadar Türkiye ve Irak Kürdistan'ı uzun süredir ekonomik ve hatta PKK gerillalarına karşı askeri işbirliği içinde olsa da, gergin ve gidişatı önceden kestirilemeyen bir ilişki yaşıyorlar. Irak'taki Kürtler için başka hiçbir gerçekçi bölgesel ortak yok.

Araplar intikam almak isteyecek

ABD, Irak'tan çekilmeye başladığında, Irak Kürtleri fena halde bir arkadaşa ihtiyaç duyacak. Irak ordusuna güçlü katılımları, Kürtlerin Amerika ne diyorsa onu yaptığını düşünen birçok Arap Iraklının gözünden kaçmadı. ABD, Irak'taki varlığını azaltır veya ülkeyi tümüyle terk ederse, intikam gelecektir. Bunun kurbanı da Peşmergeler veya Irak ordusundakiler gibi kendilerini koruyabilecek güce ve silaha sahip Kürt savaşçılar değil, diğer etnik grupların arasında yaşayan sivil Kürtler olacaktır.

Bu durum da küçük bir ölçekte zaten şimdiden yaşanıyor.

Kürt direnişine hep ihanet ettik

1975'te, ABD Bağdat'la çatışmalarında Kürtleri önce destekleyip sonra da bu desteğini geri çekerken, eski Dışişleri Bakanı Henry Kissinger şu meşhur lafı etmişti: "Gizli faaliyetlerle misyoner çalışmaları birbiriyle karıştırmamak lazım". Ardından Irak tam bir kan gölüne dönmüş, Kürt direniş hareketi çökmüştü.

16 yıl sonra George H.W. Bush Iraklıları Saddam Hüseyin'e karşı ayaklanmaya ikna etti. Kürtler ve Şiiler bu hedefe tüm kalpleriyle bağlandı, ABD'nin sonuna kadar gideceği ve Saddam'ı devireceği beklentisiyle isyan bayrağını açtı. Ama ABD bunu yapmadı ve Irak ordusu bilhassa Şii bölgelerde yeni bir kan gölü yarattı.
A
merika ve müttefiklerinin ülkenin kuzey ve güneyindeki uçuşa yasak bölgelerde insani yardım çabalarıyla vermeye çalıştığı yanıt, isyancıların beklediklerinin çok altında kalmıştı.

Bush yönetimi, bu olaydan 16 yıl sonra artık bu hataları tekrarlamamalı. Amerika, Irak'taki misyonunda Irak Kürdistanı halkından böylesine düzeyde bir destek alarak üstlendiği sorumluluğu kabul etmeli ve Irak'taki askeri varlığını büyük ölçüde azaltırsa bu insanların başına ne geleceğini düşünmeli.

Diane E. King

(Antropolog, 10 Ocak 2007)