Lübnan'da Neler Oldu

Robert Fisk

21 Mayıs 2007


Katliam akla gelen ilk kelime oldu: 23 Lübnan asker ve polis, 17 silahlı Sünni öldü. Lübnan bunu daha ne kadar kaldırabilir? Silahlı adamlardan biri -Filistinli mi? Lübnanlı mı? Biz halen bilmiyoruz- ölmeden önce hemen yanımda duran bir askeri vurdu. Ağrılar içinde kıvranarak sırt üstü yere düştü. Kızıl Haç ekibi onu görüp çaresizlik içinde çatışma alanının dışına sürüklemesi ile ayağından akan kanları görmeyinceye kadar ayağı kayıp düştüğünü zan ediyordum. Hepimizin unutmaya çalıştığı Lübnan sivil savaşından bu yana ben Lübnan sokaklarında bu kadar kurşunun uçuştuğunu görmedim.

Ve ölümler. 17 silahlı adamdan 5’i paramiliter polis güçlerinin Tripoli kent merkezinde 200 sokağında bir apartman blokuna baskın düzenlediği sırada öldürüldü. Biri bir çocuk gibi sırtüstü yatıyordu, vücudunun altından su akıyordu. Diğeri, öldüğü sırada kalaşnikof silahı ile halen ateş eden camlı kapı aralığında çökmüş vaziyette duruyordu. Bir kadın kaygılı bir şekilde ‘’hepsi de gençtiler’’ derken ben ölenlerin hepsinin, El Kaide adamlarının sahip olmayı sevdiği sakallara sahip olduklarını görüyorum.

Dün Lübnan’da yaşanan -biz sokaktakiler için çok tehlikeli olan- bu kanlı olaylar o kadar çabuk gelip geçti ki ben halen ne olduğu konusunda tereddütlüyüm. Somut olan El Kaide tipi bir grup Lübnan ordusuna görüldüğü kadarıyla başarılı şekilde pusu attı; 23 asker ve polisin ölümü Lübnan gibi küçük bir ülke için korkunç bir rakamdır. Ancak, Fuad Sinyora hükümetinin ima ettiği gibi gerçektende Suriye’nin bir komplosu muydu? Bu tekrardan yeşil ve mükemmel Lübnan topraklarına uzanan Suriye’nin kolu muydu?

Bazı somut olgular şunlardır. Cumartesi günü Tripoli’de bir bankayı soymaya çalışan silahlı bir gruptan bazıları bir apartman bloğunda sıkıştırıldı. Diğerleri şehrin kuzeyindeki Filistin Nahr El Bared kampına sığınıyorlar. Ben dün ulaştığımda, askeri tanklar kampta ateş ederken kara kepeli polisler Irak stili şehir merkezinde bir binaya baskın düzenlemeye hazırlanıyordu. Ancak soyguncuların sadece 1500 dolar çaldıkları söyleniyordu. Bu katliama değer miydi? Ve son aylarda kampta gölge salmış Feth-ül İslam örgütünün gerçekten 300 silahlı adamı var mı?

Ölen silahlı adamlar gerçekti. Tripoli’de iki olayı bir arada fazla buldum. Kurşunlarla örülü, yangınlar içinde bir binadan –o kadar sıcaktı ki merdivenlerden yukarı çıkamadım- aşağıya inmeyle boğuşan aileler. Bir bebeği taşıyan kadın bana ‘’sadece 4 günlüktür, o sadece 4 günlüktür’’ dedi. Banyoda sıkışmış bir aileyi gördüm. Dehşete kapılmış 12 kişi kurşunla evlerinin duvarlarını delerken 24 saat boyunca daracık yerde kalmışlardı. Tanrı aşkına dün Lübnan’da neler oldu?

Bay Sinyora’ya göre –iyi bir tahmin olarak nazik bir söylemle- olay Lübnan’da istikrarı bozma girişimiydi. İki yıl önce öldürülen Başbakanın oğlu Saad Hariri ise silahlı adamları ’’İslam’ı teslim almış şeytanlar’’ olarak tanımladı. Bu, The New Yorker yazarı Seymour Hersh tarafından, söz konusu aynı adamlara Suudi Arabistan’ın maddi desteğini sağladığı ima edilen aynı Saad Hariri’dir. Bu senaryoya göre Sünni grup değil, Şii Hizbullah’ın kötü adamlar olması gerekiyor.

Ancak Tripoli Lübnan’ın en güçlü Sünni kentidir –o kadar güçlü ki bir tek damla alkol bile restoran masalarında bulamazsınız-. Ve dün Tripoli sokaklarında terör içinde koşuşturan erkek ve kadınlar da Sünni’ydi. Gerçekten Suriyeliler Lübnan’da bir ’’El Kaide’’ mi icat ediyorlar? Ve düşmanları kimdir? Acaba Lübnan’ın güneyindeki BM’ye bağlı NATO güçleri mi? Ancak kesinlikle Lübnan ordusu değil, geçen Ocak’ta sivil bir savaşı önleyen aynı Lübnan ordusu mu? Fakat yine de 2000 yılında, El Kaide tipi bir grup ülkenin kuzeyinde Lübnan ordusuna pusu kurmuştu. Bu da, Suriye’nin bir icadı olması gerekmiyor muydu?

Tripoli’de dün akşam kurşunlar uçuşmaya devam ederken ordu kampa baskın düzenlemeye hazırlanıyordu. Yaser Arafat’ın dışarı atılmış El Fetih örgütü, dünkü katliam ardından akıllı bir kararla ordudan yana olduğunu açıkladı. Geçen yıl Sinyora hükümetini düşürme umuduyla kabineyi terk eden Şii üyelerin tepkisi ’’Lübnan güvenliğini dinamitlemeyi amaçlayan tehlikeli bir girişim’’ şeklindeydi. Ancak buradan nereye gideceğiz?

Ve dün gördüğüm, kurşunlarla delik deşik edilmiş, kısmi olarak bombalarla parçalanmış adamlar kimlerdi? Elde ettiğimiz tek şey ölülerin sesiz ifadeleridir. Onlardan biri uzun sakalları üzerinde büyük gözleriyle bana ve polislere göz atıyordu. Ben kısa zamanda arkamızdan gelip gelmeyeceklerini merak ediyorum. Ve Lübnan’da bu kötü günde yaşananların arkasında neler olduğunu bulup bulmayacağımızı merak ediyorum.


Independent
Robert Fisk