Maliki, Petraus raporu ve ihale operasyonlar


M. Ali ÇELEBİ 
10 Ağustos 2007)

Ankara erken seçim sürecini tamamladıktan sonra yeniden PKK ve sınır ötesi tartışmalarını yoğunlaştırdı. Kısa sürede Irak-ABD-Türkiye hattında baş döndürücü gelişmeler yaşandı. Bu gelişmelerden sınır ötesi operasyon, Kerkük referandumunun ertelenmesi ve PKK kadrolarına yönelik adımlar üretilmesi hedefleniyor.   Bu gerçekleşir mi? Hızlı trafik içinde yanıtını arayalım. 22 Temmuz seçimleri sonrası AKP'li bir grubun, Genelkurmaya şirin gözükerek diğer alanlarda elini rahat bırakması hesabıyla ABD'de sınır ötesi izni için zemin yoklaması dikkatlerden kaçırılmamalı. Ardından ABD-Türkiye ortaklığıyla nokta operasyonu hazırlığının deşifre edilmesi geldi. Bu Washington'un daha önce 1970'lerdeki Nikaragua ve Angola'da uygulayıp altında kaldığı ağırlıkta bir yük olduğu, yeni bir prestij örselenmesi yaşamamak için basına sızdırıldı. Yankı uyandıran bu sızıntı sonrası AKP, Irak'taki hükümet krizi nedeniyle başı ağrıyan Şii kökenli Irak Başbakanı Nuri El Maliki'den faydalanmak adına Maliki'nin Ankara'ya gelmesini sağlamak için yoğun çaba sarfetti. Çünkü ağustos başında Irak'ta en büyük Sünni blok olan 6 bakanlı Uyum Cephesi kendilerine güvenlik gibi kritik konularda daha fazla söz hakkı verilmediği iddiasıyla hükümetten ayrılmıştı. Maliki 7 Ağustos'ta Ankara'ya gelmeden bir gün önce de Türkiye'ye yakın kasabalardan Telafer'de 37 kişi yaşamına neden olan intihar saldırısının düzenlenmesi de dikkat çekti. Aynı gün 40 kişilik kabinesini arasında 2'si Sünni, biri Hristiyan 2'si Şii 5 bakan daha boykot kararı alınca kabinede Sünni kimse kalmıyordu. Diğer Sünni bakanların daha önceki istifalarına son istifaların eklenmesiyle kabine üyesi 23'e düşerken, Genelkurmay ve AKP için "muazzam" bir fırsat gibi algılandı. Sınır ötesi için Irak'ın görüşünün de önemli olduğunu sık sık kaydeden ABD'den cevaz alınamayınca sıkışık durumdaki Maliki, ikna edilebilir düşüncesiyle ağırlandı.  

DARBECİLERLE GÖRÜŞMELERİN SONUCU

Bu denklem içinde 30 kişiyle ziyaret gerçekleştiren Maliki'nin, Müslüman Kardeşlerin bir kolu olarak görülen Irak İslam Partisi'yle irtibatlı olduğu kaydedilen AKP hükümetine ne verebileceğine bakalım. Ankara'nın "Mutabakat Muhrırası" imzaladığı Maliki'den ekonomik bazı sözler dışında bir şey alamayacağını göreceğiz. "Güvenlik alanında işbirliği yapılacak" denilerek bunun için İçişleri Bakanları başkanlıklarında heyetlerin buluşacağı kaydedildi, ancak bu heyetlerin de beklenen kararı alamayacağını test edeceğiz. Bu kanaate nasıl varıldığını görmek için öncelikle Maliki'nin daha önce planlanan ziyaretini ertelediğini hatırlatalım. Bunun önemli sebeplerinden biri "Mısır, Suudi ve MİT-JİTEM'in Şii hükümeti devirme" girişimiydi. Maliki bu darbe girişimini Haziran 2007'de deşifre etmişti. Derin Ankara ile temas halinde olan Irak'taki Sünni grupların tavırlarından vazgeçmeyerek hükümeti düşürmeye gayret etmesi ve mezhep savaşının sürmesi Türkiye'nin de Suudi Arabistan ve İran gibi bölgedeki aktivitesini sürdürdüğünü gösteriyor. Bu çapraşık ağ ortadayken Saddam Hüseyin döneminden kalan bürokratik-askeri tecrübe ve silahlara sahip olan, Suudi Arabistan sınırını istedikleri gibi kullanan Sünni gruplara karşı sıkışık durumda olan Maliki, Kürt desteğinin de çekilmesini göze alabilir mi? Bu ortamda Başbakan Erdoğan istediklerini kabul ettirmeyi başaramaz. Marksist hareket Angola'nın Bağımsızlığı İçin Halk Hareketi-MPLA hükümetine karşı "Angola'nın Tam Bağımsızlığı İçin Ulusal Birlik-UNITA" gücüyle hareket eden ABD, neden olduğu iç savaşın yüzbinlerce ölüm ve milyarlarca dolara malolduğunu sonunda arkasında durduğu kontrgerilla lideri Jonas Savimbi'nin kaybettiğini (2002'de öldürüldü) yakın tarih olduğu için iyi hatırlar. Yine Nikaragua diktatörü Anastasio Somoza'yla yaşadığı bozgunu ABD, Kürt cephesi açarak yaşamak istemez.

PETREAUS'UN RAPORU

Ankara'yı frenleyecek diğer nedenler ise şöyle özetlenebilir. Sınır ötesinin en büyük nedeni Kerkük'ün Türkiye'nin nüfuz edecek duruma gelmesi ABD'nin benimseyeceği bir tablo değil. Irak Komutanı David Petreaus'un eylül ayında sunacağı rapor beklenecek. Bu rapor sürecinde TSK'nin Kürt kentlerini altüst etmesi ve cepheyi genişletmesi askeri stratejistlerin kabul etmeyeceği bir durum. TSK'nin bölgeye girdiğini farzedelim Kerkük referandumunun yapılacağı yılbaşına kadar kalabilecek mi? İnsan kaybı ve ekonomik külfetin yanında uluslararası ilişkilerin alacağı yarayı taşıyamaz. Bu durumda Gladio-Özel Harp birlikleri seçeneği daha fazla öne çıkarılacak. Irak'ta intihar ve kaçırma eylemleri yapan Sünni örgütlerin başında El Kaide'yle bağlantılı Irak İslam Devleti ve Ensar El İslam, Ensar El Sünne, 1920 Devrimi Tugayı üzerinden sansasyonel ihale operasyonları gerçekleşebilir. Ankara köklü, kurumsal bir örgütsel yapısı olmayan, yönlendirmeye açık bu örgütlere kritik eylemler ihale edebilir.

BUSH'A GİDECEK SON HEYBE

Görünenler bunlar olmasına rağmen Ankara izin arayışını noktalamıyor. Aksayan yönetim çarklarının perdelenmesi için ısıtılan dış hedef üzerinden girişimlerin sürmesi bekleniyor. Ankara "usandırıcı diplomasi" çarkını döndürmeyi sürdürecek. Bunun için ağustos sonunda Dışişleri Bakanlığı'nın Washington'a PKK, Kerkük ve İran'la Ankara yakınlaşması gündemiyle bir heyet göndermeyi planladığı kaydediliyor. Heybesi ağır olan bu heyete özellikle İran'la yapılan doğal gaz protokolünde geri adım dayatılacak. Rusya da Ankara'ya bu konuda kızdığına göre bu proje de İran rejimi "hizaya getirilmeden" uygulanamayacak demektir. PKK konusunda heyet eli boş dönecektir, ancak AKP hükümetine ekonomi ve Kıbrıs'ta başgösteren enerji arayışı krizinde destek demetleri alabilirler.


ANF