İSRAİL’İN GAZZE OPERASYONU
Göktürk Tüysüzoğlu
14.3.2008
Ortadoğu’nun en önemli sorunu olarak bilinen İsrail-Filistin Açmazı ile ilgili geçtiğimiz günlerde yeni gelişmeler yaşandı. Herkesin barış için önemli adımlar atıldığını düşündüğü anda, İsrail-Filistin İlişkileri yine gerildi ve İsrail Ordusu bir kez daha Gazze’ye girdi. Son saldırılarda 116 Filistin’li sivil hayatını kaybederken bunların çoğu kadın ve çocuklardan oluşuyor.
Peki, İsrail neden Gazze’ye girdi? Bu soruya verilecek birçok yanıt var ama bu seferki gerekçe sanırım biraz daha makul. Hatırlanacağı gibi Ocak sonu-Şubat başı gibi Gazze Şeridi ile Mısır’ı birbirinden ayıran duvar, Gazzeliler tarafından yerle bir edilmiş ve yüzbinlerce Filistinli Mısır’a geçmişti. İsrail, bu geçiş sırasında Gazze’de bulunan Hamas Yönetimi’nin Mısır’dan binlerce silah aldığını ve bu silahları ileride İsrail’e karşı kullanmayı planladığını açıkladı. Hamas Sözcüsü ise İsrail’in dünyanın en büyük açıkhava cezaevi haline getirdiği Gazze Şeridi’nde gıda ve ilaç sıkıntısı çekildiği için Mısır Sınırı’ndaki barikatların yıkıldığını ve Filistinlilerin Mısır’a silah değil gerekli olan gıda maddeleri ve ilaçları almak için geçtiğini açıklamıştır. Olayları yerinde izleyen uluslararası gözlemciler ve gazeteciler ise Gazze Şeridi’ne bir miktar silahın sokulduğunu belirtmektedirler. Yani, İsrail’in iddiası tamamıyla olmasa da bir yönüyle doğrudur.
İsrail, Gazze Şeridi’nden kendi topraklarına Kassam Füzesi atıldığını ve bu füzelerin özellikle sınırdaki Aşkelon Kenti’nde sivilleri olumsuz etkilediğini de belirtmiş; ulusal güvenliğini korumak için Gazze dahil, her bölgeye müdahale edeceğini açıklamıştır.
Bilindiği gibi Filistin tarafı yaklaşık 2 yıldır 2’ye bölünmüş durumdadır. Akdeniz Kıyısı’ndaki Gazze Şeridi’ne, aşırı dinci Hamas hakim durumdayken, Batı Şeria’da ise El-Fetih iktidarda bulunmaktadır. Dünya, meşru Filistin Hükümeti olarak Batı Şeria’daki El-Fetih’i ve başındaki Mahmud Abbas’ı kabul etmektedir. Ancak, El Fetih ve Abbas’ın Gazze üzerinde hiçbir etkisi olmadığı için, Gazze’ye artık ‘Hamasistan’ da denmektedir.
İsrail, son Gazze Saldırısı’nı yaparken birçok olayı kendi lehine kullanmıştır. Öncelikle, Şubat ayı içerisinde Hamas’ın Genel Sekreter Yardımcısı ve Askeri Kanat Sorumlusu İmad Mugniye’nin, Şam’da bir suikaste kurban gitmesi, Gazze’ye uzun zamandır saldırmayı planlayan İsrail’in işini kolaylaştırmıştır. Çünkü, askeri birlikleri sevk ve idare yeteneği çok yüksek olan ve Hamas’ın en önemli isimlerinden biri olan Mugniye artık yok. Bu Gazze’de bulunan Hamas Militanları’nın moralini bozmuş ve askeri bir liderden yoksun kalmalarına sebep olmuştur. Mugniye’ye karşı düzenlenen suikastı kimin yaptığı henüz ortaya çıkarılamamıştır. Ancak, bu suikastı büyük ihtimalle İsrail Gizli Servisi MOSSAD gerçekleştirmiş olmalıdır. Böylece, İsrail’de 2006’da Lübnan’a düzenlenen başarısız harekattan beri eleştirilen Hükümet ve Ordu biraz olsun rahatlatılmış, Hamas’ın askeri kolu da başsız bırakılmıştır.
İsrail, Gazze’ye operasyon gerçekleştirmeden önce Hamas’ı tahrik etmek amacıyla birkaç küçük çaplı eylem yapmış ve Hamas’ın bu eylemlere Kassam’larla karşılık vermesi ile de Gazze’ye yapacağı müdahaleyi meşrulaştırmıştır. İsrail’in Gazze Saldırısı, İran’ın uluslararası camia tarafından sürekli olarak sıkıştırıldığı bir zamanda yapılarak bu ülkenin aktif olarak olaya müdahale etmesi önlenmiştir. Ayrıca, bu saldırı Türkiye’nin Kuzey Irak’ta bulunan terörist unsurlara karşı sınırötesi bir operasyon gerçekleştirmesinden sonra başlatılarak konjonktürel gelişmeler de çok iyi bir şekilde değerlendirilmiştir. ‘Türkiye, Irak’ın kuzeyindeki terörist unsurlara karşı sınır ötesi operasyon düzenliyorsa İsrail de aynı tür bir operasyonu kendi güvenliğine tehdit oluşturan Gazze’ye karşı yapabilir. Eğer, Türkiye’ye ciddi bir tepki gelmiyorsa İsrail’e de gelmemelidir.’ düşüncesi İsrail Makamlarına hakim olan görüştür.
Zaten, son gelişmelere bakılırsa tıpkı Türkiye’nin Kuzey Irak’a gerçekleştirdiği operasyon gibi İsrail’in operasyonu da kısa sürecektir. Gazze’ye karşı bir ‘şok’ operasyon düzenleyen İsrail Ordusu, Gazze’yi terk etmeye başlamıştır. Mısır da durumun düzeltilebilmesi ve resmi bir ateşkesin imzalanması için çalışmaktadır.
İsrail, Gazze Operasyonu’nun yanı sıra Batı Şeria’da da kriz yaratmak üzeredir. Mahmud Abbas’la Filistin’in sınırlarının çizilmesi ve bu devletin bağımsızlığını kazanabilmesi için görüşmeler yapan ve ‘Yol Planı’ üzerinde çalışan Olmert Yönetimi, Kudüs’ün yakınlarında, Batı Şeria’da yeni Yahudi yerleşim birimleri kurmak için harekete geçmiştir. Açıkçası bu bir tahriktir ve Mahmud Abbas daha ne kadar Ehud Olmert ile görüşmelere devam edebilir, sorusunu gündeme getirmektedir. Çünkü, İsrail, barış için müzakerede bulunduğu Abbas’ı bu hareketlerle Filistin iç kamuoyunun önüne atmaktadır.
Kısacası, İsrail Ortadoğu’nun yayılmacı ülkesi olarak kendi dini ve askeri parametreleri uyarınca hareket etmeye devam etmektedir. ABD, bu ülkeye ‘dur’ diyene kadar da durmayacak gibi görünmektedir.
gokkturk@hotmail.com

